Bizi Takip Edin

Lifestyle

Defter alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Defterler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ne çok şey yazarız defterlere, öyle değil mi efendim!?… Anılarımızı, günlük notlarımızı, iş planlarımızı ve projelerimizi, toplantı notlarımızı, bazen bir yemek tarifini ya da pratik bir bilgiyi not ettiğimiz defterler başarıya giden yolun planlı olmaktan geçtiğini bilenler için en değerli kırtasiye ürünlerinden biri olsa gerek. Piyasada pek çok tür ve nitelikte defter bulmak mümkün. Peki, defter alırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda bu konuyu ele alacağız ve defter alışverişlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

Defterler niçin önemlidir?

Yazı araç ve gereçleri arasında defterler çok önemli bir role sahiptir efendim. Yıllar sonra bile saklamış olmaktan keyif alacağımız bilgileri taşıyan defterler hem not alma, hem de taşıma konusunda pratik çözümler sunuyor. Henüz okul öncesi dönemlerimizde kullanmaya başladığımız defterler, ilkokul dönemimizde daha fazla önem kazanıyor. Hemen tüm yazı alışkanlıklarımızı defterlerimiz sayesinde kazanıyoruz. Üstelik, defterlerimizin üzerine kondurulan bir küçük artı işareti ya da bir “aferin” yazısı, sevinçten havalara uçmamız için yeterli oluyordu… 

Okul defterlerimiz, pek çoğumuzun belleğinde önemli izler ve anılar bırakmıştır. Defterlerimizi bazen yer darlığı, bazen de başka gerekçelerle atıversek de çocuklarımıza aldığımız defterler bizi de ilkokul yıllarımıza götürüveriyor. Kendi çocukluk deneyimlerimizle sabit olmak üzere, çocukların kullandıkları defterler tüm eğitim hayatlarını etkileyecek denli önemli. Bu nedenle, okul defterlerinde kullanılan kağıtlar, yazı yazmayı kolaylaştıran kaliteli malzemeden üretilmiş olmalı. Aksi durumda, kolları kolay yorulabilen çocuklar, yazma deneyimlerini yeterince sabırlı olmadıkları için çok çabuk sonlandırabilmekte ve bu da el tembelliğiyle sonuçlanmakta.

Öğrencilik yıllarımızda defterlerle kurduğumuz ilişki olumlu yönde gelişmişse, iş hayatımızda da muhtemelen bu şekilde devam edecektir. Fakat, okul defterleri konusunda seçim yapmada pek zorlanmasak da iş hayatında kullanacağımız defterler söz konusu olduğunda çeşit artıyor ve bunları seçmekte zorlanabiliyoruz. Özellikle de defterlerin sayfalarının ne şekilde açıldığı ve kağıt özellikleri içimize sinmezse, yaptığımız işleri keyifle ve başarıyla sürdürmemiz zorlaşıyor. 

Defter alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Hem eğitim, hem de iş hayatımız boyunca defterler en sık kullandığımız araçların başında geliyor efendim. Defterleri daha çok not almak için kullansak da farklı ihtiyaçlara uygun çözümler sunan pek çok defter çeşidinden bahsetmek mümkün. Söz gelişi adres defterleri, diğer defter türlerine oranla büyük farklılıklar gösteren ürünlerdir. Kullanım amacımıza en uygun defterleri seçersek, bunları kolaylıkla kullanabiliriz. Defterlerimiz ayrıca, kullanışlı ve pratik olmalı ve hayat tarzımızı yansıtmalı. Yazımızın bu kısmında, bu konuları sırasıyla inceleyeceğiz.

Kullanım amacınıza uygun olmalı.

Aldığımız defterlerin kullanım amacımıza uygun olması çok önemli. Defterlerin işlevsel özellikleri kullanım amacımızla örtüşüyorsa doğru bir seçim yapmış oluruz. Defterlerde kağıtların bir araya getirilme şekilleri, sayfaların açılma ve katlama özellikleri ve kullanılan kağıtların nitelikleri birbirinden farklıdır. Nitekim spiralli defterler, lastikli defterler, plastik kapaklı defterler, ciltli defterler, resim defterleri, müzik defterleri, güzel yazı defterleri, kelime defterleri, kasa defterleri, resmi ve ticari defterler, günlükler, eskiz defterleri gibi çok sayıda defter çeşidi piyasada mevcut. Bu nedenle, defter alırken dikkat etmemiz gereken ilk konu kullanım amacımızın ne olduğudur.

Örneğin, hızlı not almak için kullanacağımız defterlerin spiralli ve kareli olması bize zaman kazandırır. Mekan darlığı gibi nedenlerle not almakta zorluk çekiyorsanız, A5 boyutunun üzerine pek çıkmamanızda yarar var. Kurşun kalemler ile yazı ve işaretlemeler yapacaksanız, sayfalarda hem uzun süre kalacak işaretlemeler yapabilmelisiniz, hem de silmek istediğinizde hızlı ve pratik sonuçlar alabilmelisiniz. Aksi durumda, sayfa yüzeylerinde istenmeyen görüntüler oluşabilir.

İhtiyaca göre, defterinizde tarih kısımları ve özel notlar için ayrı bölümlerin olmasını da tercih edebilirsiniz. Sayfa içinde anlatılan konuların kısa ve özet bir biçimde not edilebileceği bu gibi özel bölümler, konuyu tekrar çalışırken size zaman kazandırır. Aynı şekilde, defterlerin üst kısmında anahtar kavramlar için özel birtakım kutucukların olması da hem öğrenme, hem de hatırlama süreçlerinizi kolaylaştırır. 

Kullanışlı ve hafif olmalı.

Defterler yazı, işaretleme ve çizim konusunda kolay ve pratik çözümler sunan taşınabilir araçlardır. Almak istediğiniz defterler kullanım amacınıza uygun olmanın yanı sıra, kullanışlı ve hafif olmalı. Böylelikle, gereksiz emek ve zaman kaybına yol açmaz, size hız ve enerji kazandırır. Spiralli defterler, diğerlerine oranla daha kullanışlıdır; sayfa önü ve arkasını kullanmayı kolaylaştırır. Fakat, okul defteri için tercih edilecekse, tüm dersler için kalın tek bir spiralli defter kullanmaktan kaçınmak gerekir. Ağır defterler, parmak kaslarında gereksiz bir zorlama yaratır ve bu da yazma becerisini olumsuz etkiler. Eğer ağır defterler kullanmanız gerekiyorsa bunların ciltli olmasını tercih edebilirsiniz. 

Bununla birlikte, defterinizin hafif olmasını sağlamak adına, kalitesiz kağıtlardan üretilen modelleri kullanmaktan kaçınmalısınız. Nitekim, konu başlıklarını ve önemli kısımları vurgulamayı sağlayan renkli kalemlerin sayfa yüzeyinde yayılma yapmaması ve arka yüzeye geçmemesi gerekir. Renkli kalemler kullanmak şeklinde bir alışkanlığınız varsa, ince gramajlı ve kalitesiz defterlerden kaçınmalısınız. 

Hayat tarzınızı yansıtmalı.

Almak istediğiniz defterin bir diğer özelliği de hayat tarzınızı yansıtmasıdır. Kapak tasarımından sırt şekline, sayfa düzeninden kenar boşluklarına kadar tüm detaylar hayat tarzınıza uygun olursa, bu ürünleri keyifle kullanabilirsiniz. Başka deyişle, defter seçiminizde bir ya da birkaç detayın hoşunuza gitmesinden ziyade, defterinizin tüm özelliklerinin kullanım amacınıza ve hayat tarzınıza uygun olmasına dikkat etmelisiniz.

Diğer taraftan, çocuklarınız için okul defteri alacaksanız, bu alışverişi mutlaka onlarla birlikte yapmalı ve onların sevecekleri tasarımlara yönelmelisiniz. Çocuklar daha çok, beğendikleri çizgi film ya da çizgi roman karakterlerinin görsellerini barındıran ürünlere yönelmekte. İstedikleri ürünleri seçerseniz, yazı deneyimlerini daha keyifli hale getirebilir ve öğrenme süreçlerine olumlu bir katkı yapabilirsiniz. 

Çocuklar için ayrıca, kokulu defterler de yine tercihleriniz arasında yer alabilir. Birbirinden güzel kokulara sahip bu ürünler, özellikle de yazma becerisini yeni kazanan çocuklar üzerinde güçlü etkilere sahip. Yazma deneyimlerini daha ferah bir ortamda ve uyarılmış bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlayan bu ürünleri minikler çok beğeniyor.

Ofis dostu defterler Ofix.com’da!

Online ofis marketiniz Ofix.com sitesinin verilerine göre defterler, ofislerin en sık sipariş verdiği ürünler arasında. Peki ofisler, en çok hangi defterleri sipariş veriyor? Yazımızın bu kısmında, ilk üçte yer alan defterleri kısaca tanıtacağız. 

Notte A5 Trend Defterler

Listemizin ilk sırasında, Notte A5 Trend defterler var. Defter sektöründe 60 yıldan uzun bir süredir faaliyet göstermekte olan Notte markasının A5 boyutunda ve plastik kapaklı bu ürünleri, kolay kullanım ve uygun fiyat avantajına sahip. Kareli 40 yapraktan oluşan bu ürünlerin sayfa kenarları dikişli. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Notte A5 Okul Defterleri

Listemizin ikinci sırasında, Notte A5 okul defterleri var. Dikişli ve çizgili bu defterler 60 yapraklı ve karton kapaklı. Okul defteri olarak tasarlanan bu ürünler, ofislerde de rahatlıkla kullanılabiliyor, ofis masa ve çekmecelerine renk ve düzen katıyor. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Notte A4 Okul Defterleri

Listemizin üçüncü sırasında ise Notte A4 okul defterleri var. Dikişli ve kareli bu defterler de 60 yapraklı ve karton kapaklı. A4 boyutunda olan bu defterleri toplantı notlarınız için rahatlıkla kullanabilir, işiniz bittiği zaman çekmece veya dolaplarınıza kaldırabilirsiniz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışını yaptığımız diğer defterleri buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Siyah defter

    21 Şubat 2019 saat 18:00

    Bir defter alırken en önemli husus boyutu. Her yere sığmalı ve kolayca taşınmalı

  2. Rtutdjdtxj

    20 Ocak 2021 saat 16:20

    İstediğim soruları karşıladı.

    Teşekkürler ?

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler