Bizi Takip Edin

Lifestyle

En etkili antiviral bitki çayları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

En etkili antiviral bitki çayları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Tüm dünyada korku ve paniğe yol açan koronavirüsle mücadele için alınan önlemler her geçen gün arttırılıyor. Bu mücadelede bağışıklık sistemimizi güçlendirmek büyük önem taşımakta. Özellikle de virüslere karşılı etkili antiviral bitki çayları, koronavirüsle mücadelede iyi bir yöntem olabilir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, en etkili antiviral bitki çayları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Ada Çayı

Listemizin ilk sırasında, ada çayı var. Medikal bitkiler arasında ada çayının özel bir önemi var. Ada çayı bitkisi ve ada çayı çeşitleri, tarih boyunca pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmış. Ada çayı yetiştiriciliği, tarih boyunca hemen her toplumda ilgi görmüş. Bileşimindeki A, B6, C ve K vitaminleri ile niasin, pridoksin, tiamin gibi maddeler sayesinde ada çayı, virüslere karşı bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahip. Ada çayı çiçeği, ada çayı yaprağı ve tıbbi ada çayı bu nedenle, tarih boyunca pek çok incelemeye de konu olmuş. Antiviral özelliğinin yanı sıra ada çayının özellikleri arasında strese iyi gelme, tansiyonu ve ateşi düşürme, terlemeyi azaltma gibi özellikler de mevcut. 

Rezene Çayı

En etkili antiviral bitki çayları listemizin ikinci sırasında, rezene çayı var. Güçlü bir antiviral bitki olan rezene, B kompleks ve C vitaminleri bakımından oldukça zengin. Rezenenin etkisini arttırmak için içine bir miktar kimyon katabilirsiniz. Kimyonlu rezene çayı viral enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini daha fazla güçlendirmekte. Rezene çayının faydaları arasında kasları yumuşatma, spazmlara iyi gelme, mide gazı ve şişkinliği azaltma gibi özellikler de mevcut. Rezene çayı kullananlar ayrıca, uykusuzluk sorununu daha az yaşamakta. Özellikle de mevsim geçişlerinde uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız rezene çayı, rezene tohumu çayı veya rezene anason çayı iyi gelebilir. Dahası, emziren annelere rezene çayı önerildiği de bilinmekte. Bununla birlikte, uyumayan bebeklere rezene çayı içirmekten kaçınmalısınız. Rezene çayındaki etken maddelerin bebekler üzerinde nasıl bir etki yaratacağını öngörmek güçtür.

Biberiye Çayı

Listemizin üçüncü sırasında, biberiye çayı var. Bileşiminde yüksek miktarda C, D, E ve K vitaminleri ile demir, kalsiyum ve fosfor gibi faydalı mineraller barındıran biberiye, bağışıklık sistemi için çok faydalı bir bitki. Biberiyenin faydaları arasında vücuttaki iltihapları iyileştirme ve hazımsızlığa iyi gelme gibi etkiler mevcut. Taze biberiye çayı kilo verme ve formda kalmaya da yardımcı oluyor. Koronavirüsle mücadele için vücut direncinizi arttırmak amacıyla biberiyeyi ister çay olarak tüketebilir, isterseniz örneğin domates sosu içinde yemeklerde kullanabilirsiniz. Biberiye suyunun faydaları da en az biberiyenin faydaları kadar etkili. Biberiyenin tadını acı buluyorsanız, kayısılı biberiyeli form çayları iyi bir seçim olabilir.

Nane Çayı

En etkili antiviral bitki çayları listemizin dördüncü sırasında, nane çayı var. Ülkemizde çok sevilen ve birçok yemek ve salatada kullanılan nanede bol miktarda A ve C vitamini, potasyum, kalsiyum, demir, çinko, folik asit, lif ve protein var. Koronavirüsle mücadele için bağışıklık sisteminizi güçlendirmek amacıyla naneyi ister kuru nane çayı, isterseniz taze nane çayı yani yeşil nane çayı şeklinde tüketebilirsiniz. Fakat, diğer bitki çaylarında olduğu gibi nane çayını da kaynatarak değil, demleyerek yapmanız gerektiğini hatırlatalım. Tıbbi nane çayı etkili bir antiviral bitki çayı olduğu gibi, etkisini arttırmak için kekikten de yararlanabilirsiniz. Nane kekik çayı ile bağışıklık ve sindirim sistemlerinizi daha etkin bir şekilde güçlendirebilirsiniz. Bu konuda ayrıca, nane limon çayı da iyi bir seçim olabilir. 

Kuşburnu Çayı

Listemizin beşinci sırasında, kuşburnu çayı var. Eski başbakanlardan Tansu Çiller ile birlikte anılan kuşburnu çayı, güçlü bir C vitamini deposudur. İster kuru kuşburnu çayı, isterseniz taze kuşburnu çayı tüketerek koronavirüse karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Sallama kuşburnu çayı da yine, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, soğuk algınlığı ve grip için faydalı oluyor. İçi tüylü ve bol miktarda tohuma sahip olan kuşburnundan yapılan organik kuşburnu bitki çayı, mevsim geçişlerinde vücut direncini yükseltmek için çok faydalı. Kuşburnu çayı ayrıca, ses tellerindeki iltihaplara iyi geliyor, kas ağrıları ve yorgunluğu azaltıyor, hormonların düzgün şekilde çalışmasına katkı sağlıyor ve kanı temizliyor. Kuşburnunu isterseniz soğuk kuşburnu çayı şeklinde de tüketebilirsiniz. Ya da içine bir miktar tarçın ekleyerek tarçınlı kuşburnu çayı şeklinde de tüketebilirsiniz. Bu sayede etkisini daha da arttırabilirsiniz.

Ekinezya Çayı

En etkili antiviral bitki çayları listemizin altıncı sırasında, ekinezya çayı var. Soğuk algınlığı ve grip vakıalarının arttığı dönemlerde sıkça tüketilen ekinezya çayı demir, bakır, kalsiyum, sodyum, yağ asitleri ile A, B2, C ve E vitamini bakımından oldukça zengin bir bileşime sahip. Ekinezya çayının faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra halsizliğe iyi gelme, eklem ağrılarını azaltma ve kanserden koruma gibi etkiler mevcut. Ekinezya çayı zayıflama amacıyla da bahar ve yaz aylarında tercih edilmekte. Bununla birlikte, ekinezya çayının bazı alerjik etkilere yol açabileceğini belirtmek isteriz. Vücudunuzda alerjik reaksiyonlara yatkınlık varsa, ekinezya çayının yararları konusunda aceleci davranmamanızı tavsiye ederiz. Bu konuda en doğru yönlendirmeyi hekiminiz yapabilir.

Melisa Çayı

Listemizin yedinci sırasında, melisa çayı var. Halk arasında oğul otu, limon nanesi veya limon otu gibi isimlerle de anılan melisa bitkisi, oldukça rahatlatıcı bir bitkidir. Çok güzel bir kokusu olan melisa otu, diğer bitki çaylarında olduğu gibi, kanatılarak tüketildiğinde tüm etkisini yitirmekte. Koronavirüsle mücadele için melisa çayı tüketmek istiyorsanız, yatmadan 1 saat önce demleyerek tüketme yolunu tercih edebilirsiniz. Hem bu sayede daha rahat bir uyku uyuyabilirsiniz. Melisa çayının faydaları arasında antiviral etkilerin yanı sıra metabolizmayı uykuya hazırlama gibi bir özellik de var. Bununla birlikte, melisa çayının tadını ekşi bulanlar içine bir miktar bal karıştırma yoluna gidebiliyor. Melisa çayının bu şekilde tüketilmesi, kan şekerinin yükselmesine ve metabolizmanın hızlanmasına yol açar. Ki bu da uykuya dalmayı zorlaştırır.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler