Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Bryan Adams Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

1980’lerin ikinci yarısında yıldızı parlamaya başlayan, 1991 yılında vizyona giren Robin Hood filmi için yazdığı I Do It for You (ya da bilinen adıyla Everything I Do) şarkısıyla dünya müzik piyasalarını altüst eden Bryan Adams, 40 yıldan uzun süren müzik yolculuğunda birbirinden güzel pek çok esere imza attı. Yanık sesi ve slow ritimli şarkılarında en çok aşk, fedakarlık, sadakat ve merhamet temalarını işledi. Yarattığı duygu evreni, rock müzikte kendisine özgün bir kulvar açmasını sağladı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste duygu yoğunluğu yaşadığınız anlarda size eşlik edecek en güzel 10 Bryan Adams şarkısı önereceğiz.

Bryan Adams ve Müzik Serüveni

Bryan Adams, 5 Kasım 1959 tarihinde Kanada’nın Ontario eyaletine bağlı Kingston bölgesinde dünyaya geldi. Babası Conrad Adams, diplomat olduğu için işi gereği sürekli farklı ülkelerde bulunmak zorunda kalıyor, kendisiyle annesi Jane ilgileniyordu. Jane‘in annesi ve büyükannesi Malta göçmeniydi. Küçük Bryan, onların etkisiyle erken yaşlardan itibaren müziğe ilgi duymaya başladı. 15 yaşına geldiğinde, Shock ve Sweeney Todd gruplarında gitar çalıp vokal yapmaya başladı. Harçlığını çıkartmak içinse marketlerde paket elemanı olarak çalışıyordu.

1978 yılında Bryan Adams, hayatındaki en önemli dönüm noktalarından birini yaşadı. Kendi imkanlarıyla kaydettiği birkaç demosunu, arkadaşı Jim Vallance‘la Toronto’daki A&M Records‘a gönderdi. Demonun beğenilmesi üzerine, ilk solo albümü için Jim Vallance ve Ken Scott‘la birlikte stüdyoya girdi. Bu dönemde Vallance, canlı performansları bırakıp yalnızca şarkı sözü yazmaya başlamıştı. Vallance‘ın yazdığı şarkılar, dönemin pek çok rock grubu tarafından okunmaktaydı. Vallance‘la kurduğu işbirliği ve Ken Scott‘un desteğiyle Bryan Adams, ilk 45’liği olan Let Me Take You Dancing‘i çıkarttı.

1979 yılında A&M Records‘tan çıkan ilk 45’lik, müzik piyasasında beklenen ilgiyi uyandırmadı. Davulda Vallance, gitarda Scott‘un yer aldığı bu çalışmayla birlikte Bryan Adams, kendi grubunu kurmuştu. Bir yıl sonra Bryan Adams ismiyle piyasaya çıkarttığı albümde Give Me Your Love, Remember ve Wait and See gibi romantik şarkıları müzik severler tarafından beğeniyle karşılandı. Fakat, rock müzikte sert tınıların ve hızlı ritimlerin ön planda olduğu bu dönemde de Bryan Adams‘ın şarkıları müzik listelerine giremedi.

Müzik Piyasasında Yükseliş

Bryan Adams‘ın müzik yolcuğu, 1981 yılında çıkarttığı You Want It, You Got It albümüyle devam etti. Bu albümde Lonely Nights, Coming Home, Don’t Look Now, One Good Reason gibi şarkıları, döneminin rock müzik ritim ve temalarını yansıtıyordu. Fakat özellikle de Tonight ve Fits Ya Good şarkıları, özgün bir Bryan Adams tarzının doğuşunu müjdelemişti. 1982 yılında çıktığı Amerika turnesi ve 1983 yılında çıkarttığı Cuts Like a Knife albümü, Bryan Adams‘ın tanınırlığını arttırdı. Bu albümün en başarılı çalışmalarından biri olan Straight from the Heart şarkısı, Amerikan müzik listelerinde ilk 10’a girmeyi başardı.

1984 yılında çıkarttığı Reckless albümü, müzik severler tarafından büyük ilgiyle karşılandı ve Bryan Adams‘ın müzik piyasasındaki yükselişini hızlandırdı. Bu albümde, davulda Vallance‘ın yerini Mickey Curry almış, Vallance yalnızca şarkı sözleriyle destek vermişti. Albümdeki Heaven şarkısı ise Bryan Adams‘ın da şarkı sözü yazarlığındaki başarısını kanıtladı. Sözlerini Vallance‘la birlikte yazdığı Run to You şarkısı ise Adams‘ın ilk hit şarkılarından biri oldu. Birlikte yazdıkları bir diğer şarkısı Summer of ’69, 1990’larda en beğenilen Bryan Adams şarkılarından biri halinde geldi. Albümde Tina Turner‘la birlikte söylediği It’s Only Love şarkısı da popüler müzik tarihinde iz bırakan şarkılardan biri oldu.

1980’lerin ikinci yarısında Bryan Adams, çok sayıda konser ve turneyle geniş halk kitlelerine ulaşmayı başardı. Dünya turnelerinin yanı sıra Etiyopya gibi Afrika ülkeleri için düzenlediği yardım konserlerine katılım hep yüksek düzeyde seyretti. Bu dönemde Adams‘ın şarkı sözleri, politik mesajlar içermeye başladı. 1987 yılında çıkarttığı Into the Fire albümü, Adams‘ın romantik rockçı imajına politik bir nitelik kattı. Albümdeki Native Son, Only the Strong Survive, Home Again gibi şarkıları, modern kapitalist toplumun acımasızlığı karşısında sevgi ve merhametin, fedakarlık ve iyiliğin övgüsü niteliğindeydi.

Everything I Do ve Zirvede Geçen Yıllar

1991 yılında Bryan Adams, hem kendi müzik serüveninde, hem de popüler müzik tarihinde çok büyük bir başarıya imza attı. Robin Hood filmi için yazdığı ve asıl ismi I Do It for You olsa da Everything I Do adıyla bilinen şarkısı, dünya müzik listelerinde haftalarca birinci sıradaki yerini korudu. Bu şarkı o kadar beğenildi ki, sinema eleştirmenlerine göre Robin Hood filminin başarısını kat be kat arttırdı. Bu yönüyle bu şarkı, film müziklerinin filmin başarısını ne kadar etkileyebileceğinin en önemli örneklerinden biri olarak anılmaya başlandı. Şarkının nakarat kısmı olan “You know it’s true” (Biliyorsun bu doğru), “Everything I do, I do it for you” (Her şeyi yaparım, senin için yaparım) sözleri, 1990’lı yıllarda en sık söylenen romantik sözlerden biri oldu. 

Bu yıllarda Bryan Adams, birbirinden güzel ve değerli çalışmalara imza attı. 1996 yılında çıkarttığı 18 Til I Die albümündeki Star şarkısıyla, kendi müzik serüveninin adeta özetini yaptı. Şarkıda verdiği ideallerine bağlılık mesajı, 1990’lı yıllarda yakaladığı büyük şöhreti adım adım nasıl kazandığını anlatıyordu. 1998 yılında çıkarttığı On a Day Like Today albümüne ismini veren şarkıda aşka ve sevgiye, iyilik ve merhamete duyduğu inancın altını çizdi. 2004 yılında çıkarttığı Room Service albümündeki Open Road şarkısı çok beğenildi. 2005 yılında çıkarttığı Anthology albümünde, en beğenilen 37 şarkısını yeniden seslendirdi. 2008 yılında çıkarttığı 11, 2014 yılında çıkarttığı Tracks of My Years ve 2015 yılında çıkarttığı Get Up albümleri de müzik severler tarafından ilgiyle karşılandı.

En Güzel 10 Bryan Adams Şarkısı

Bryan Adams ve müzik serüveni hakkında paylaştığımız bu bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, ofiste duygu yoğunluğu yaşadığınız anlarda size eşlik edecek en güzel 10 Bryan Adams şarkısı önereceğiz. Adams‘ın yanık sesi ve slow ritimleriyle dile getirdiği aşk, fedakarlık, sadakat ve merhamet gibi temalar, umarız duygu dünyanızda yeni farkındalıklar geliştirmenize katkı sağlar.

Everything I Do

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı listemizin ilk sırasına Everything I Do şarkısını koyuyoruz efendim. 1990’lı yıllara damgasını vuran bu şarkı, romantik müzik sevenlerin gönlünde taht kurmuş şarkılardan biridir. Şarkının konser kayıtlarından birini buradan dinleyebilirsiniz.

Heaven

Listemizin ikinci sırasında, Reckless albümünün unutulmazlarından biri olan Heaven şarkısı var. Aşkı masumiyet ve geçmişe özlem temalarıyla anlatan bu şarkıda Bryan Adams, sevgiliyle geçen güzel günlerin hayata anlam kattığını, dünya cehenneme dönse bile sevgiliyle onu cennete çevirmenin mümkün olduğunun altını çizmekte. Bryan Adams‘ın romantik rockçı imajını en güzel şekilde yansıtan bu şarkı, rock müzikte pek çok örneği görülen karamsarlık ve gelecekten umudu kesme düşüncesine bir meydan okuma niteliğinde. Bu şarkının en güzel konser kayıtlarından birini buradan dinleyebilirsiniz.

Please Forgive Me

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı listemizin üçüncü sırasına Please Forgive Me şarkısını koyuyoruz. Bryan Adams denildiğinde akla gelen ilk şarkılardan biri olan bu şarkıda, gerçek aşkın gücüne tanıklık edebilirsiniz. Bu şarkıda ayrıca, düşünce karşısında duyguların gücü vurgulanıyor ve hakikate yalnızca duygularla ulaşılabileceğinin altı çiziliyor. Aklı aşırı derecede yücelten modern kapitalist toplum karşısında Bryan Adams‘ın duyguların gücüne yaptığı bu vurgu bizce önemli bir nokta. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Run to You

Bryan Adams‘ın ilk hit şarkılarından biri olan Run to You şarkısını listemizde dördüncü sıraya yerleştiriyoruz. Sözlerini Jim Vallance‘la birlikte yazdığı bu şarkı, Adams‘ın müzik serüveninde olduğu kadar rock müzik tarihinde de çok önemli bir yere sahip. Rock müzikte romantizme yer olmadığı tabusunu yıkan birkaç şarkıdan biri olan bu şarkıda aşk ve sadakat temaları birlikte işleniyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Summer of ’69

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı listemizin beşinci sırasında, Summer of ’69 var. Yine Jim Vallance‘la yazdıkları bu şarkı, ilk çıktığı 1984 yılında fazla ilgi uyandırmamıştı. Fakat 1990’lı yıllarda ve özellikle de Adams‘ın konserlerinde sergilediği sahne şovlarının etkisiyle bu şarkı da Bryan Adams‘ın en beğenilen şarkılarından biri haline geldi. 1969 yazına ilişkin olarak kendi hayatlarından kesitler sunan bu şarkıda Vallance ve Adams, Amerikan gençliğinin hayatta anlam arama çabasını yansıtıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz. 

It’s Only Love

Listemizin altıncı sırasında, efsane şarkıcı Tina Turner‘la birlikte söyledikleri It’s Only Love şarkısı var. 1980’lerin en beğenilen şarkılarından biri olan bu şarkıda, aşkın kavranması güç doğasına işaret edilmekte. Hem Tina Turner‘a, hem de Bryan Adams‘a çok yakışan bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

On a Day Like Today

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı listemizin yedinci sırasında, On a Like Today var. 1998 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkı, tipik bir Bryan Adams şarkısı gibi aşka ve sevgiye, iyilik ve merhamete duyduğu inancın altını çizmekte. Adams‘ı 1990’ların sonlarında yeniden gündeme getiren bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

When You’re Gone

Listemizin sekizinci sırasında, aynı albümde seslendirdiği When You’re Gone şarkısı var. Bu şarkıda da yine hayata anlam katan tek şeyin aşk olduğu teması işlenmekte. Sevgilinin olmadığı bir gelecekte yaşamayı anlamlı bulmayan romantik sevgili tipi, bu şarkıda insanın varoluşuyla ilişkilendirilmekte. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Hearts on Fire

En güzel 10 Bryan Adams şarkısı listemizde dokuzuncu sırada, 1987 yılında çıkarttığı Into the Fire albümünün en başarılı çalışmalarından biri olan Hearts on Fire şarkısı var. Aşkın gücüne işaret eden tipik bir Bryan Adams şarkısı olan bu şarkıdaki hızlı ritimlerle yerinizde duramayabilirsiniz. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Open Road

Listemizin onuncu sırasına, 2004 yılında çıkarttığı Room Service albümündeki Open Road şarkısını koyuyoruz. Bryan Adams‘ı genç kuşaklara yeniden tanıtan bu şarkıdaki “Life is an open road” (Hayat açık bir yoldur)”, “It’s the best story never told” (Hiç anlatılmayan en iyi hikayedir) sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Ajanda

    27 Ağustos 2019 saat 12:44

    BRYAN ADAMS İstanbul’da yıllar sonra ilk konserini 16 Kasım 2019 Cumartesi günü Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda verecek. Konserin detaylarını Konser Ajandası’nda bulabilirsiniz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler