Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kahvede asidite nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Kahvede asidite hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Ülkemizde en çok tüketilen içeceklerden biri kahvedir. Evlerde ve ofislerde Türk kahvesinden hazır kahveye, filtre kahveden çekirdek kahveye, kapsül kahveden soğuk kahveye kadar pek çok kahve çeşidinin keyifle tüketildiğini görmekteyiz. Hangi türde olursa olsun, kahvenin aromasını ve kalitesini etkileyen konuların başında kahvede asidite gelmekte. Kahveyi tanımlamak için kullanılan terimlerden biri olan asidite, her kahveye kendine özgü birtakım özellikler kazandırır. Alıştığınız bir kahve markası varsa, aynı lezzeti bir başka markada bulamaz, hep o markanın ürünlerini tercih etmek isteyebilirsiniz. Bunun en önemli nedeni, alıştığınız kahve markasının ürünlerindeki asiditenin damak zevkinize uygun olması ve diğer markalarda bu asiditeyi bulamamanızdır. Kahvede asidite konusunda farkındalıklarınız arttıkça kendi damak zevkinize en uygun kahveyi seçmeniz kolaylaşır. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, “Kahvede asidite nedir?” sorusuna cevap verecek, kahvede asidite ile ilgili merak edilen konular hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kahvede Asidite Oluşumu

Kahvenin aromasını ve kalitesini etkileyen en önemli unsurlardan biri olan kahvede asidite, kahve çekirdeklerinin kavrulması sırasında oluşur. Asidite terimi en temelde, kahveden gelen asitlerin ve aromaların oluşturduğu karışımı ifade eder. Kahvede asidite düzeyi arttıkça aroma miktarı artar. Asiditenin düşmesi ise aroma miktarını düşürür. Kahve üretimi için toplanan taze kahve çekirdekleri, kavurma işlemiyle birlikte kimyasal bir reaksiyon geçirir. Bu işlem sırasında kahve çekirdeklerinin yapısında önemli birtakım değişimler meydana gelir. Kavurma işleminde genellikle 3 tür asit açığa çıkar. Bunlar sitrik asit, fosforik asit ve malik asittir. Bu asit çeşitleriyle kahvede asidite konsantrasyonları meydana gelir. Her marka ve ürün grubunda kahve çekirdeklerinin kavrulma süresi farklı olduğu için, kahvede asidite konsantrasyonları da farklıdır. Alıştığınız bir markanın ürünlerinden aldığınız lezzeti bir başka markanın ürünlerinde bulamayışınızın en önemli nedeni de budur. Söz gelişi, Arabica kahve çekirdeklerini kullanan iki Türk kahvesi markasından birinin asiditesi diğerine göre farklı olacağı için her ikisinde aynı lezzeti bulamazsınız. 

Kahve çekirdeği türleri içinde her biri, kendine has birtakım asit içeriklere sahiptir. Çekirdekler kavruldukça asidite oranları değişir ve kahvenin kendine özgü aromatik yapısı oluşur. Kahve çekirdeklerinin kavrulma süreleriyle ilgili olarak az, orta ve uzun şeklinde üçlü bir ayrımdan bahsedilebilir. Kahvede asidite oluşumu, kahvenin türü ile çekirdeklerin kavrulma süresine bağlıdır. Kavurma işlemi uzadıkça kahvede asidite oranı düşer. Kısa süre kavrulan kahve çekirdeklerinin ise asidite oranı yüksektir. Kahve çekirdeklerinin kavrulma süresinin uzaması, asidite oranını düşürdüğü için aroma düzeyini azaltır. Başka deyişle, yüksek aromalı kahve tercih edenler aslında az kavrulmuş kahve çekirdeklerini tercih ediyor demektir. Az kavrulmuş kahve çekirdekleri, yüksek bir asiditeye sahip olduğu için daha yüksek bir aromaya sahiptir. Ancak bu kahvelerin tadı acıdır. Bunların tadını ve kokusunu diğerlerinden kolayca ayırt edebilirsiniz. Kahvenizde yüksek aromayı seviyorsanız az kavrulmuş yüksek asiditeye sahip kahve çekirdeklerini tercih edebilirsiniz. Ülkemizde daha çok orta ve yüksek aromalı ürünlerin tercih edildiğini söyleyebiliriz. 

Kahvede Asidite Çeşitleri

Kahve çekirdeklerinin kavrulması sırasında genellikle 3 tür asit açığa çıkar. Bunlardan sitrik asit, daha çok Arabica kahve çekirdeklerinin kavrulma işlemi sırasında ortaya çıkmakta. Kahveye narenciye notalarını kazandıran asit çeşidi sitrik asittir. Başka deyişle sitrik asit, kahve aromasına narenciye aroması kazandırır. Kahve çekirdeklerinin kavrulması sırasında oluşan fosforik asit ise kahveye tatlı notalar kazandırır. Fosforik asidin en önemli özelliği, bir tür tatlandırıcı olarak kullanılmasıdır. Eklendiği bileşiklere tatlı aromalar kazandıran fosforik asit sayesinde pek çok narenciyede ekşilik düzeyi azalır. Kavurma işlemi sırasında kahve çekirdeklerinde oluşan bir diğer asit çeşidi olan malik asit ise kahvenin meyve aromalarına sahip olmasını sağlar, kahveye özellikle şeftali ve erik notalarını kazandırır. İçtiğiniz kahveden şeftali veya erik kokusu alıyorsanız bunun nedeni, asidite konsantrasyonunda bulunan malik asittir. Malik asit kimi konsantrasyonlarda elma veya armut tadı da verebilir. 

Arabica Kahvede Asidite

Ülkemizde en sevilen kahve çekirdeklerinin başında Arabica kahve çekirdeği geliyor. “Coffea Arabica” olarak da bilinen bu kahve çekirdeğinin anavatanı Etiyopya’dır. Ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde de Arabica kahve çekirdeğine ilginin yüksek olduğunu görüyoruz. Dünya kahve pazarı içinde Arabica kahve çekirdeğinin oranı yüzde 75’in üzerindedir. Hal böyle olunca, Arabica kahve çekirdeği üretimi dünyanın farklı pek çok coğrafyasında gerçekleştirilmekte. Başta Ortadoğu olmak üzere Afrika, Uzakdoğu ve Latin Amerika’da toplamda 80’den fazla ülkede Arabica kahve çekirdeği üretimi yapılıyor. Türk kahvesi olarak tükettiğimiz kahve de aslında Arabica kahve çekirdeklerinden elde edilmekte. Bununla birlikte, Arabica kahve çekirdeğinin yetiştirildiği iklim özelliklerine göre farklı birtakım özellikler kazanması, kavurma işlemi sırasında asidite farkının oluşmasına neden oluyor. Hatta yetiştirildiği topraklarda bulunan diğer meyve veya baharatların aromaları bile Arabica kahve çekirdeğinin aromasına kolayca geçebilmekte. 

Arabica kahve çekirdeklerinin aromasını etkileyen iklim, toprak yapısı vd. unsurları bir tarafa bırakırsak, Arabica kahvede asidite oranının genel olarak orta düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Türk kahvesi söz konusu olduğunda bunu kolayca gözlemleyebiliriz. Türk kahvesinin içiminin yumuşak, aromasının orta düzeyde olmasının nedeni, Arabica kahve çekirdeklerinin orta düzeyde kavrulmuş olmasıdır. Arabica kahvenin en önemli özelliği, aromasını orta kavrulmuş kahve çekirdekleriyle daha iyi göstermesidir. Ancak tabii ki, kahve çekirdeğinin yetiştirildiği iklim ve toprak yapısı gibi özellikleri ve kahve üreticisinin tercihlerine göre kahvenin aroması markadan markaya değişebilir. Düşük asiditeye sahip kahveler, ağızda herhangi bir tat bırakmadan, deyim yerindeyse su gibi akıp gider. Orta asiditeye sahip kahveler ise iyi bir kokuya sahiptir ve ağızda tadını uzun süre korur. Türk kahvesinden farklı olarak Arabica kahve, bazı filtre kahve çeşitlerinde de kullanılır. Bu ürünlerde ise yüksek asidite ve aroma daha fazla tercih edilir. Filtre kahvenin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi, kahvede asidite ve aromanın yüksek oluşuyla yakından ilgilidir. 

Robusta Kahvede Asidite

En fazla tüketilen kahve çekirdeği türleri içinde ikinci sırada robusta kahve çekirdeği gelmekte. Bu kahve çekirdeği daha çok Orta Afrika, Güneydoğu Asya ve Brezilya’da yetiştiriliyor. Arabica kahve çekirdeğine karşın robusta kahve çekirdeği, son derece dayanıklıdır. Yetiştirildiği iklim ve toprak yapısı ile diğer etkenlerden çok az etkilenir. Fiyatının da daha uygun olduğunu söyleyebiliriz. Bu kahve çekirdekleri, hazır kahve çeşitleri ve espresso bazlı kahvelerde daha fazla kullanılmakta. Hazır kahve çeşitleri içinde özellikle 2’si 1 arada ve 3’ü 1 arada çeşitleri için robusta kahve çekirdekleri daha uygundur. Çünkü bu ürünlerde kullanılan krema, şeker, yağ ve tatlandırıcıların sağladığı aroma, robusta kahvede asidite konsantrasyonuyla daha uyumludur. Arabica kahvede asidite konsantrasyonu sütlü kahve konusunda pek çok kullanıcı için iyi bir deneyim sağlamamakta. Oysa robusta kahvede asidite konsantrasyonu, özellikle sütlü veya kremalı kullanım şekillerinde lezzetli bir kahve deneyimi sağlıyor. 

Robusta kahvede asidite düzeyi, sütlü kahvenin yanı sıra soğuk kahve çeşidinde de başarılı sonuçlar vermekte. Kahve pazarı içinde yeni bir tür olan soğuk kahvede kullanılan robusta kahve çekirdekleri, Arabica kahve çekirdeklerine oranla daha dayanıklı olduğu için soğuk kahvede aroma ve lezzet kaybına yol açmamakta. Başka deyişle Arabica kahve çekirdekleri, aslında soğuk kahve grubu için iyi bir seçim değildir. Robusta kahve çekirdeklerinin kısa süre kavrulması sonucunda asidite düzeyi yüksek soğuk kahvelerin aroması yüksektir. Uzun süre kavrulan robusta kahve çekirdeklerinde ise asidite düzeyi düştüğü için aroma seviyesi düşer. Kahve konusundaki tercihleriniz soğuk kahveden yanaysa, kahve çekirdeklerinin kavrulma sürelerine bağlı olarak kahvede asidite düzeyine göre tercihte bulunabilirsiniz. Örneğin marka tercihiniz Nescafe markasından yanaysa, yüksek aroma için Nescafe Xpress soğuk kahve Black Roast 250 ml iyi bir seçim olabilir. Düşük aroma içinse tercihinizi Nescafe Xpress soğuk kahve Latte 250 ml ürünümüzden yana kullanabilirsiniz. 

Liberica Kahvede Asidite

Arabica ve robusta kahve çekirdeklerine oranla liberica kahve çekirdekleri daha az bilinmekte ve tüketilmekte. Bu kahve çekirdeği ilk olarak 19. yüzyılda Arabica kahve çekirdeği temininde oluşan sorunlardan dolayı Filipinler’de üretildi. Günümüzde daha çok Güneydoğu Asya’da tüketilen bu kahve çekirdekleri, ülkemizde tercih edilen kahve lezzetine göre oldukça farklı bir lezzet sunuyor. Liberica kahve çekirdeklerinin en önemli özelliği, iri taneli olmalarıdır. Bu nedenle hem kavrulmaları, hem de öğütülmeleri ciddi ölçüde zordur. Az kavrulduğu için liberica kahvede asidite ve aroma düzeyi oldukça yüksektir. Asiditesi yüksek kahveler çok sert kahvelerdir ve bunların içimi zordur. Liberica kahve çekirdekleri Güneydoğu Asya’da kahve üretiminde kullanılırken, dünyanın farklı coğrafyalarında daha çok gıda sanayisinde hazır yiyecek ve atıştırmalık grubunda kullanılmakta. Ülkemizde çok küçük bir kesim tarafından tüketilmekte. 

Excelsa Kahvede Asidite

Kahve çekirdeği türlerinden bir diğeri de excelsa kahve çekirdeğidir. Diğer kahve çekirdeklerine oranla excelsa kahve çekirdekleri, çok kısa süre kavrulsalar bile yüksek bir aroma verir. Excelsa kahvede asidite düzeyi yüksek olduğu için az miktarda kavurmak bile yüksek aroma için yeterlidir. Kahve endüstrisinde excelsa kahve çekirdekleri, daha çok kahvenin aromasını yükseltmek için kullanılır. Arabica ve robusta kahvede daha yüksek bir aroma elde etmek isteyen kahve üreticileri, excelsa kahve çekirdekleriyle oluşturdukları harmanları tercih edebilir. Eğer yumuşak içimli Arabica kahve çekirdeklerinden yapılmış Türk kahvesine alışmışsanız, yüksek aromalı bir Türk kahvesinde Arabica kahve çekirdeklerinin excelsa kahve çekirdekleriyle harmanlanmış olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Yüksek aroma veren robusta kahve çekirdeklerinden oluşan soğuk kahve çeşitlerinde de yine excelsa kahve harmanlarına rastlayabilirsiniz. Excelsa kahvede asidite oranının yüksek olması, yüksek aroma için bu kahve çekirdeği türünü önemli hale getiriyor. 

Sonuç olarak kahvede asidite, kahve çekirdekleri ve kavrulma sürelerindeki farklılıklara göre değişim gösterir ve kahvenin lezzetini doğrudan etkiler. Lezzetli bir kahvenin anlamı kimilerine göre uzun süre kavrulmuş Arabica kahve çekirdeklerinde düşen asidite düzeyine bağlı olarak azalan aromayla ilgilidir. Kimilerine göre ise kısa süre kavrulmuş robusta kahve çekirdeklerinde yüksek asidite düzeyine bağlı olarak artan aromayla ilgilidir. Kahve çekirdeği türlerini ve kahve çeşitlerini tanıdıkça, kahvede asidite ile ilgili farkındalıklarınızı arttırabilir, damak zevkinize en uygun kahveyi bulabilirsiniz. Kahve alışverişlerinizi ise Ofix üzerinden uygun fiyat avantajı ve 1 günde teslimat hizmetimizle gerçekleştirebilirsiniz. Sitemizde satışı devam eden tüm kahve çeşitlerini inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler