Bizi Takip Edin

Lifestyle

Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla nasıl iletişim kurmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri Ofix Blog'da...

Koronavirüs salgını yetişkinler için olduğu gibi çocuklar için de zorlu bir süreci beraberinde getirdi. Yetişkinlere oranla çocuklar, bu zorlu süreçte psikolojik olarak daha fazla etkilendiler. Salgından korunma yolları, uzaktan eğitim, sosyal izolasyon gibi konularda çocukların yaşadığı uyum sağlama süreçlerinde ebeveynlerin üzerine büyük sorumluluklar düştü. 6 Eylül itibariyle yüz yüze eğitime tekrar başlanacak olması, çocuklar için yeni bir uyum süreci anlamına geliyor. Salgınla mücadele ve aşılama çalışmaları halihazırda devam ederken çocuklarda yüz yüze eğitimle ilgili bazı endişelerin olması kaçınılmaz. Bu endişeler nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri kurmak hem endişelerini gidererek onları eğitime kazandırabilir, hem de süreç yönetimi konusunda iyi bir deneyim kazanmalarını sağlayabilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Yüz yüze eğitimle ilgili endişelerinizi çocuğunuza yansıtmamalısınız.

Yüz yüze eğitimle ilgili olarak kamuoyunda bazı endişelerin olduğunu görüyoruz. Okullarda yüz yüze eğitime başlamadan önce temizlik ve hijyen şartlarının sağlanıp sağlanamayacağı, tüm okullarda dezenfeksiyon işlerinin tamamlanıp tamamlanamayacağı merak ediliyor. Okullarda sosyal mesafenin korunup korunamayacağı da yine merak konusu. Bu konularda oluşan merak nedeniyle ebeveynler, yüz yüze eğitimle ilgili çeşitli endişeler yaşayabiliyor. Korku ve endişe aslında, insan doğasında bazı davranış şekillerini harekete geçirmek için önemli bir etkendir. Doğru şekilde yönetilen korku ve endişe sayesinde insanlar, kendilerini korumada daha başarılı sonuçlar elde edebilirler. Fakat korku ve endişelerin çocuklara yansıtılması, çocuk psikolojisi üzerinde aynı sonuçları vermemekte. Yüz yüze eğitimle ilgili endişelerinizi çocuğunuza yansıtırsanız, çocuğunuz bundan etkilenir ve belki de bir daha hiç okula gitmek istemeyebilir. Salgın elbet bir gün bitecektir, ancak çocuğunuzda oluşabilecek okula gitme korkusunun etkileri uzun yıllar devam edebilir. 

Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğuna hiçbir zaman endişelerinizi yansıtmamalısınız. Uzaktan eğitim süreci içinde evde vakit geçirmeye alışan çocukların okula yeniden dönmeye kendilerini hazır hissetmeleri biraz vakit alabilir. Bu zorluğa bir de sizin endişeleriniz eklenince, çocuğunuzun uyum sağlama süreci çok daha zor hale gelebilir. Bu süreci doğru yönetebilmeniz için yüz yüze eğitimle ilgili endişelerinizi çocuğunuza yansıtmaktan kaçınmalısınız. Çocuğunuz sizden hep olumlu cümleler duymalı, onu yüz yüze eğitime hazırlamak için hep güzel mesajlar vermelisiniz. Salgına karşı okullar temizleniyor, gerekli önlemler alınıyor, öğretmenler aşılanıyor, türünden ifadelerle çocuğunuzda güven duygusunu pekiştirmelisiniz. Güven duygusunu sarsacak her cümle, hatta her mimik bile düşündüğünüzden daha büyük sonuçlara yol açabilir. Çocuğunuzda korona öncesinde de okul fobisi gözlemlemişseniz, vereceğiniz olumlu mesajlar sayesinde bu fobiden kurtulmasını sağlayabilirsiniz. Korona nedeniyle çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa onunla kuracağınız doğru iletişim şekilleri sayesinde onu yüz yüze eğitime hazırlayabilir, kendisini koruma ve zorluklarla başa çıkma becerisini geliştirebilirsiniz. 

Çocuğunuz doğru bilgileri sizden öğrenmeli.

Koronavirüs salgını sırasında oluşan bilgi kirliliğinin hakikaten de eşi benzeri yok. Salgının ilk başladığı günden bugüne kadar virüsün kendisi, bulaşma şekilleri, geçirdiği mutasyonlar ve geliştirilen aşılarla ilgili yapılan açıklamaların yarattığı bilgi kirliliği gerçekten de büyük düzeyde. Bu durum yalnızca yetişkinleri değil, aynı zamanda çocukları da tedirgin ediyor. Yüz yüze eğitimin yeniden başlayacak olması, bu bilgi kirliliği nedeniyle çocuklarda davranış bozukluğu oluşumuna yol açabilir. Herhangi bir riske maruz kalmadığı halde ellerine sık sık dezenfektan uygulamak, evde yalnız olduğu halde bile maske takmak, ellerini 1 dakikadan uzun süre yıkamak gibi davranış bozuklukları, çocuklarda okul fobisi için önemli bir zemin teşkil ediyor. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuza daima doğru bilgiler vermelisiniz. Bilimsel bakımdan doğrulanmamış hiçbir bilgiyi çocuğunuza aktarmamalı, çocuğunuzda böyle bir bilgiye rastlamışsanız bunu doğru şekilde düzeltmelisiniz. Aksi durumda çocuğunuz sadece yüz yüze eğitimden değil, her türlü insan ilişkisinden kaçınma davranışı geliştirebilir. 

Kendisini nasıl koruyacağını iyi şekilde anlatmalısınız.

Uzaktan eğitimle birlikte çocukların evde daha uzun süre geçirmeye başlaması, korunma yolları konusunda farkındalıklarının azalmasına yol açmış olabilir. Aşılanma sürecinin başlamasıyla birlikte özellikle maske konusundaki farkındalıkların yetişkinler arasında bile azaldığını görüyoruz. Fakat ne var ki, salgınla mücadele hâlâ devam ediyor ve henüz istenilen noktalarda değiliz. Yüz yüze eğitimle ilgili en önemli risklerden biri, bu süreçte günlük tabloların daha da kötü hale gelmesidir. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuza kendisini nasıl koruyacağını iyi şekilde anlatmanız bu noktada çok önemli. Çocuğunuz ne zaman maske takması, ne zaman ellerini yıkaması veya dezenfekte etmesi gerektiğini sizden net bir şekilde duymalı. Soysal mesafenin 1 metre değil, en az 2 metre olması gerektiğini sizden öğrenmeli. Çocuğunuz 2 metrenin ne kadarlık bir mesafe demek olduğunu anlamıyorsa bu konuda onunla eğitici aktiviteler yapabilirsiniz. Evde eşyaların konumuyla ilgili yapacağınız basit tahmin oyunları bile bu konuda düşündüğünüzden daha faydalı sonuçlar doğurabilir. 

Çocuğunuzu gerçek risklere karşı uyarmalısınız.

Koronavirüsle ve varyantlarıyla ilgili bilimsel çalışmalar her ne kadar istenilen düzeyde olmasa da elimizde salgının bulaşma yollarına dair sağlam denebilecek bilgiler mevcut. Bu bilgiler kapsamında okullarda salgına karşı gerekli önlemler alınmaya çalışılıyor. Bu kapsamda sınıflar ve tuvaletlerin yanı sıra ortak alanlar dezenfekte ediliyor. Gerekli noktalara uyarı etiketleri yapıştırılıyor ve dezenfektanlara erişim kolaylaştırılıyor. Çocuğunuz koronavirüs konusunda gerçek risklerin neler olduğunu öncelikle sizden öğrenmeli. Çocuğunuzu soyut birtakım riskler üzerinden endişeye sürüklememeli, okula gitmek istememe davranışı geliştirmesine yol açmamalısınız. Bu kapsamda örneğin, çocuğunuzun kantine gitmemesini söylemeniz veya kantini ona yasaklamanız doğru bir iletişim şekli değildir. Çocuğunuz kantine gittiğinde kendisini nasıl koruması gerektiğini bilmeli. Bu bilgiyi ona verir ve kantindeki riskler hakkında farkındalıklarını arttırırsanız, onun için de sizin için de daha sağlıklı bir süreç yönetimi söz konusu olur. Aksi durumlarda ise çocuğunuza birçok şeyi yasaklamak zorunda kalırsınız. Ve bu durum onun zorluklarla mücadele yeteneğini geliştirmesini engeller. 

Yüz yüze eğitimle ilgili endişeler içinde özellikle tuvalet hijyeni ile ilgili konular üst sıralarda yer alıyor. Koronavirüs salgını nedeniyle çocuğunuz, tuvalet ihtiyacını okulda gidermek istemeyebilir. Hatta bu korkuyu çocuğunuz, okula gitmeme isteğinin gerekçesi olarak ifade edebilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda, çocuğunuza tuvalette hangi davranışların riskli hangilerinin risksiz olduğunu öğretmeniz son derece önemlidir. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuzu gerçek risklere karşı uyarmayı ihmal etmemelisiniz. Örneğin, tuvalette kapı kollarını peçeteyle tutması, ihtiyacını gidermeden önce sifonu çekmesi gibi konularda vereceğiniz bilgiler, çocuğunuzun yüz yüze eğitimden kaçınmaya dönük davranışlarını değiştirmesini sağlayabilir. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuz için akılcı bir risk tablosu oluşturursanız, bu gibi konularda daha başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. 

Çocuğunuzu dinlemeyi ihmal etmemelisiniz.

Okula gitmek istemeyen çocukların mutlaka kendilerince haklı birtakım nedenleri vardır. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuzu dinlemeyi hiçbir zaman ihmal etmemelisiniz. Çocuğunuz sizinle korku ve endişelerini rahatça paylaşabilmeli. Vereceğiniz tepkiyi gözeterek duygu ve düşüncelerini iletmekten kaçınma şeklinde bir davranış tarzı geliştirmemeli. Bu konuda olumlu bir sonuç elde etmek için, çocuğunuzla iletişim kurarken ne kadar süre konuştuğunuza bakabilirsiniz. Eğer tüm iletişim süresi boyunca sadece siz konuşuyorsanız veya çocuğunuza çok az söz hakkı tanıyorsanız bu iletişim şekli sağlıklı bir iletişim şekli değildir. Çocuklarla kurulacak doğru iletişim şekillerinde konuşma süresinin birbirine yakın düzeyde olması gerekir. Bu size, çocuğunuzun gerçek duygu ve düşüncelerini anlamanız için vakit kazandırdığı gibi, çocuğunuzun sizinle olan bağlarının da güçlenmesini sağlar. Aksi durumda, çocuğunuza yalnızca düşüncelerinizi ve isteklerinizi iletmiş olur, onu bazı şeylere zorlamak durumunda kalırsınız. Bu şekilde doğru bir sonuç almanız mümkün değil. 

Sorunlarını çözmek için çaba sarf etmesini sağlamalısınız.

Ebeveynlerde çocukların sorunlarını çözmeyle ilgili en önemli yanlışlardan biri, karşılaştıkları sorunları doğrudan çözmeye çalışmaktır. Çocuklarda sorun çözme yeteneğinin gelişmesini engelleyen bu davranış şekli, eğitim hayatı içinde okuldan alma veya okul değiştirme durumlarının oluşmasına yol açabiliyor. Çocuğunuz okulda nasıl bir sorunla karşılaşırsa karşılaşsın, bu sorunu size rahatça ifade edebilmeli. Ancak iş burada bitmiyor. Bu sorunu eğer siz çözmeye çalışırsanız, çocuğunuz her sorun yaşadığında çözüm için sizi devreye sokmak ister. Bu nedenle sorun çözme becerisi gelişemez. Böyle bir durumda çocuğunuza, sorunu nasıl çözebileceğini göstermeli ve çözüm sürecinde sorumluluğu ona vermelisiniz. Bu davranış şekli hem çocuğunuzun sorun çözme becerisini, hem de liderlik ve yöneticilik yeteneğini geliştirir, güven duygusunu pekiştirir. Korona nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklarla doğru iletişim şekilleri içinde çocuğunuza, yüz yüze eğitimin gerekli ve faydalı olduğunu anlatmalı, herhangi bir sorunla karşılaşması durumunda bunu nasıl çözebileceğini öğretmelisiniz. Anlattığınız çözüm yollarından farklı bir çözüme ihtiyaç duyması durumunda birlikte çözüm üretebileceğinizi belirtmelisiniz. 

Okul dönemi için ihtiyacınız olan her şey Ofix.com’da!

Uzaktan eğitime geçişle birlikte öğrencilerin pek çok çalışmayı dijital ortamlarda gerçekleştirmesi, kırtasiye ihtiyaçlarının azalmasına yol açmıştı. Yüz yüze eğitimin yeniden başlayacak olması, kırtasiye ihtiyaçlarının yeniden artması gibi bir durumu beraberinde getiriyor. Bu süreçte Ofix.com olarak biz de öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçlarını karşılamaya dönük çeşitli kolaylıklar sağlamaktayız. Öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu kırtasiye ürünleri içinde kalem, silgi, kalemtıraş, kalem ucu, yapıştırıcı, pastel boya gibi ürünlerde %40’a varan oranlarda sağladığımız fiyat indiriminin, okula dönüş sürecinde öğrencilerin daha iyi hazırlanmasını ve ailelere bütçe desteği sağlamasını diliyoruz. Kampanyamızdan yararlanmak için burayı veya aşağıdaki bannerı tıklayabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler