Bizi Takip Edin

Sağlık

Çocuklarda Tuvalet Hijyeni

Yayınlandı

tarihinde

Çocuklarda tuvalet hijyeni hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca çocuk okula başladı. Veliler bir taraftan bu sevinci yaşarken, bir taraftan da okullardaki hijyen sorunlarından dolayı kaygılanıyor. Bulaşıcı hastalıkların en fazla yayıldığı yerlerin başında okul tuvaletleri geliyor. Çocukların sağlıklarını koruyabilmeleri için tuvalet hijyeni konusunda farkındalıklarını arttırmak şart. Bu konuda en büyük sorumluluk velilere düşüyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çocuklarda tuvalet hijyeni konusunu ele alacağız.

Çocuklarda tuvalet eğitimi nasıl olmalı?

Tuvalet eğitimi, çocuk gelişiminin en önemli aşamalarından biri olarak kabul edilmekte. Nitekim, bebeklikten çocukluğa geçişin en önemli göstergelerinden biri, tuvalet eğitiminin tamamlanmış olmasıdır. Tuvalet ihtiyaçlarını kendi başlarına giderebilen çocuklar, bebekliği geride bırakmış demektir. Bu eğitim genellikle 15 ile 18. aydan itibaren çocuklara yavaş yavaş verilmeli ve çocukların kas kontrolünü geliştirmesi sağlanmalı. Tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği ise çocukların fiziksel ve bilişsel gelişim süreçlerine göre değişebilir. Fakat 3 yaşını dolduran çocukların tuvalet eğitimini tamamlamış olması gerekir. Aksi durumda, çocuklarda bazı psikososyal gelişim bozuklukları ortaya çıkabilmekte.

Tuvalet eğitimi sırasında anne ve babalara büyük sorumluluklar düşüyor. Çocukların bu eğitim için yalnızca fiziksel açıdan değil, aynı zamanda bilişsel, duygusal ve sosyal açıdan da hazır olması gerekir. Çocukların çok azı, tuvalet eğitimine kendiliğinden istek duyar, büyük çoğunluğunu bu eğitim için motive etmek gerekir. Tuvalet eğitimi konusunda çocuğa baskı uygulamak veya zor kullanmak ise gelişim sürecinde pek çok soruna sebebiyet verebilir. Bu konuda anne ve babaların her şeyden önce çok sabırlı olmaları ve çocuğun motivasyonunu arttırıp kas gelişimine yardımcı olmaları şart.

Tuvalet eğitimi sırasında çocukları yanlış bilinçlendirmemek gerekir.

Tuvalet eğitimi sırasında anne ve babaların yaptığı en büyük hataların başında, tuvalet ihtiyacını evde karşılamaları konusunda çocuklara verdikleri telkinler geliyor. Oysa, kas kontrolünü henüz yeni kazanmakta olan çocukları bu şekilde şartlandırmak, ev dışı ortamlarda tuvalet ihtiyaçlarını gidermede büyük sorunlar yaşamalarına zemin hazırlamakta. Bu noktada anne ve babalara düşen görev, tuvalet ihtiyacını evde karşılamaları konusunda çocuklara telkinde bulunmak yerine, ev dışı ortamlarda nasıl karşılayacaklarını doğru bir şekilde öğretmektir.

Tuvalet eğitimi sırasında yapılan en önemli yanlışlardan biri de dışarıdaki tuvaletlerin kötü ve pis yerler olduğu konusunda yapılan telkinlerdir. Dışarıdaki tuvaletler hakkında çocukların zihnine yerleşen bu gibi söylemler, dışarıdaki tuvaletlerin kötü kullanılmasına yol açabilmekte. Çocukların kötü ve pis bir yer olarak tanıdığı dışarıdaki tuvaletleri temiz bırakmak gibi bir eğilim içinde olmamaları şaşırtıcı değildir. Ki bu durum, önce okul tuvaletlerinin, sonra da diğer tuvaletlerin temiz bırakılmamasına yol açmakta. Doğrusu şu ki, dışarıdaki tuvaletlerde hijyeni sağlamak çok zordur ve fizyolojik ihtiyacın giderilmesinden önce ve sonra çok daha titiz bir şekilde hijyeni sağlamak gerekir.

Tuvalet hijyeni için anne ve babanın rol modelliği şart.

Tuvalet eğitiminin tamamlanabilmesi için çocukların tuvalet hijyenini nasıl sağlayacaklarını öğrenmiş olması gerekir. Bu noktada anne ve babaların doğru bir rol modeli olması çok önemli. Tuvaleti kötü kullanan bir aile ortamında çocuklara “Tuvaleti temiz tutmalısın” demenin bir faydası olmaz. Aynı şekilde, tuvaletten sonra ellerin yıkanmadığı bir aile ortamında çocukların tuvaletten sonra ellerini yıkamasını beklemek mümkün olmayacaktır. Bununla birlikte, tuvaletteki mikropların bir tür öcü gibi gösterilmesi ve çocukların korkutulması da doğru değildir. Çünkü bu tarz davranışlar, ileriki yaşlarda obsesif kompulsif bozukluklar için zemin hazırlayabilir.

Tuvalet hijyeni konusunda anne ve babaların en önemli görevlerinden biri de temizlik ile hijyen kavramlarının aynı anlama gelmediğini çocuklara öğretmektir. Nitekim hijyen, temizlik kavramına göre çok daha geniş bir anlama sahip. Öyle ki, temizliğini sağladığınız ortamlarda hijyeni sağlayamamış olabilirsiniz. Başka deyişle hijyen, bir ortamda sağlığa zarar veren tüm unsurlardan kurtulmak için yapılan uygulamalar ile alınan temizlik önlemlerinden oluşmakta. Bu yönüyle tuvalet hijyeni, tuvalete girdiğimiz andan itibaren tuvaletten çıktığımız ana kadar her aşamada dikkat etmemiz gereken uygulama ve önlemleri kapsamakta.

Çocuklarda tuvalet hijyeni nasıl sağlanır?

Çocuklarda tuvalet hijyeni denildiğinde akla gelen ilk konu şüphesiz ki ellerin yıkanması oluyor. El yıkamak elbette ki hijyenin olmazsa olmazlarından biridir. Fakat tuvalet hijyeni, elleri yıkamaktan ibaret değildir. Çocuğunuza tuvalet hijyeni konusunda doğru bir bilinç kazandırmak için, tuvalete girdiği andan itibaren yapması gerekenleri doğru bir şekilde anlatmalısınız. Nitekim, tuvalete girer girmez sifonu çekmek gerekir. Bu sayede, tuvalette başkasının bırakmış olabileceği mikroplar suyla birlikte gidecektir. Tuvalet ihtiyacını ayakta değil, oturarak gidermek gerekir. Eğer varsa klozet kapak örtüsü kullanılmalı. Duvarlara dokunmamaya çalışmalı, kapı koluna fazla temas etmemeli.

Tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra tuvalet hijyeninin sağlanması için suyla temizlik şart. Temizlik sırasında mikroplarla temas etmemek için suya dayanıklı tuvalet kağıtları tercih edilmeli. Tuvalet kağıdı kullanılırken, önden arkaya doğru kurulama yapılmalı ve tuvalet kağıdı klozete atılmamalı. Tuvaleti temiz bırakmak için sifon çekilmeli ve tıpkı tuvalete girerken olduğu gibi çıkarken de duvarlara dokunmamaya çalışmalı, kapı koluna fazla temas etmemeli. Çocuklarda tuvalet hijyeni konusunda el temizliğine büyük önem verilmeli, ellerin nasıl yıkanacağı güzel bir şekilde anlatılmalı. El yıkama sırasında sıvı sabun tercih edilmeli, yıkama işlemi en az 30 saniye devam etmeli.

El yıkarken en fazla ihmal edilen bölgeler, parmak araları ve tırnak altlarıdır. Bu kısımları iyice temizlemesi gerektiğini çocuğunuza mutlaka öğretmeli, hatta önce siz örnek olmalısınız. Kış aylarında suların soğuk olması, çocuklarda el yıkama davranışının gelişmesini olumsuz etkilemekte. Bu gibi durumlarda çocuğunuza, elini yıkamak yerine ıslak mendille silmesi telkininde kesinlikle bulunmamalısınız. Çocuklarda tuvalet hijyeni konusunda doğru zannedilen yanlışların başında gelen ıslak mendil kullanımı maalesef hijyeni sağlamaya yeterli olmamakta. Islak mendiller, su ve sabuna erişim imkanı olmayan ortamlarda ikincil bir seçenek olarak tercih edilmeli. Hiçbir ıslak mendil, su ve sabunun yerini tutabilecek niteliğe sahip değildir. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beslenme & Spor

Fit Olmak Yeni Statü Kartı mı? Modern Dünyada Bedenin Değişen Anlamı

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir dönem statü; arabanın markasıydı, saatin modeliyle ölçülürdü. Kartvizit kalınlığı, ofis katı, hatta masa büyüklüğü bile semboldü.

Şimdi ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor.
Yeni statü göstergesi… beden olabilir mi?

Son yıllarda “fitlik” yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıktı. Kaslı bir vücut artık sadece aynaya değil, algıya da hitap ediyor. Peki bu değişimin arkasında ne var?


1. Görünümden Mesaja: Fitlik Ne Anlatıyor?

Fit bir beden artık yalnızca fiziksel formu temsil etmiyor.
Şu mesajları da taşıyor:

  • “Ertelemiyorum.”
  • “Disiplinliyim.”
  • “Süreklilik gösterebiliyorum.”
  • “Kendime yatırım yapıyorum.”

Lüks bir çantayı satın alabilirsiniz.
Ama düzenli spor alışkanlığını satın alamazsınız.

İşte tam da bu yüzden fitlik, görünmeyen bir emeğin görünür sonucu olarak algılanıyor. Modern dünyada herkes yoğun, herkes stresli, herkes “çok meşgul.” Böyle bir düzende spor yapabilmek, zamanı yönetebilmek başlı başına bir prestij unsuru haline geliyor.


2. Bilim Neden Fitliği Destekliyor?

Konunun yalnızca sosyal algı tarafı yok. Bilim de devrede.

Son yıllarda “longevity” yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmaları, kas kütlesinin sadece estetik değil metabolik bir kalkan olduğunu gösteriyor. Kas dokusu; insülin direncinden kemik sağlığına, enerji seviyesinden yaşlanma hızına kadar birçok faktörü etkiliyor.

Fitness sektörü 2025 itibarıyla global ölçekte rekor büyüme gösteriyor. Spor salonları, online antrenman platformları, giyilebilir teknoloji cihazları… Hepsi tek bir şeyi söylüyor:

Spor artık hobi değil, strateji.


3. Beyaz Yakalı Dünyasında Fitlik

Özellikle kurumsal dünyada beden dili çok şey anlatır.
Dik bir duruş, enerjik bir görünüm, dinamik bir ifade…

Bunların tamamı bilinçaltında “kontrollü”, “istikrarlı”, “kendine özen gösteren” profil algısı yaratır. İş dünyasında güven ve disiplin kavramları oldukça değerlidir. Fitlik bu algıyı destekleyen sembollerden biri haline gelmiş durumda.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Fit olmak sağlıklı bir yaşam tercihi mi,
yoksa performans kültürünün yeni baskısı mı?


4. Madalyonun Diğer Yüzü: Zaman ve İmkan

Fit görünmek bir erdem gibi konuşulsa da herkes için eşit koşullarda mümkün değil.

Kaliteli beslenme, iyi bir spor programı, zaman ayırabilme, hatta spor salonu üyelikleri… Bunların hepsi birer kaynak gerektiriyor. Modern dünyada zaman en kıt kaynakken, düzenli spor yapabilmek ciddi bir planlama ve önceliklendirme istiyor.

Bu nedenle fitlik bir yandan sağlığın sembolüyken, bir yandan da modern çağın yeni “lüks tüketim alanı”na dönüşüyor.

Herkes isteyebilir.
Ama herkes sürdüremez.


5. Statü mü, Sağlık mı?

Asıl soru burada başlıyor.

Spor yapıyoruz çünkü daha iyi görünmek istiyoruz.
Ama devam ediyoruz çünkü daha iyi hissetmek istiyoruz.

Belki başlangıç motivasyonu estetik olabilir.
Fakat sürdürülebilirlik genellikle sağlıkla bağlantılıdır.

Modern dünyada stres, masa başı yaşam ve dijital bağımlılık arttıkça hareket etmek bir seçenek değil, ihtiyaç haline geliyor.

Fitlik gerçekten yeni statü kartı mı?

Belki evet.
Ama daha önemlisi şu:

Sağlık, her dönemin en güçlü sermayesi.

Bazı yatırımlar bankada büyür.
Bazıları ise bedende.

Ve ikinci tür yatırımın getirisi, çoğu zaman daha uzun vadeli olur.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Temizlik işlerimiz sırasında en fazla kullandığımız ürünlerden biri şüphesiz ki çamaşır suyudur. Güçlü formülü sayesinde çamaşır suları yüzey temizliğinde etkin sonuçlar veriyor. İster evlerde olsun, isterse ev dışı ortamlarda çamaşır suları sayesinde temizlik ve hijyen kalitemiz yükseliyor. Fakat bununla birlikte çamaşır suları sağlık açısından bazı riskler taşıyor. Nitekim çamaşır suyunun koklanması, hatta içilmesi maalesef ülkemizde çamaşır suyu zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında. Çamaşır suyuna temas da zehirlenme belirtilerine yol açıyor. Çamaşır suları hakkında bazı yorumlar bu ürünlere ilgiyi arttırırken zehirlenme risklerinin de artmasına neden oluyor. Öyle ki, pandeminin en yoğun şekilde devam ettiği günlerde acil servislere çamaşır suyu zehirlenmesi başvurularında artış gerçekleşti. Peki çamaşır suyu zehirlenmesi nedir, belirtileri nelerdir? Bunları önlemek için neler yapmamız gerekir? Çamaşır suyu zehirlenmesiyle karşılaştığımızda neler yapmalıyız? Bunun tedavisi var mı? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çamaşır suyu zehirlenmesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Fazla Demli Çay İçmemeniz İçin 11 Neden

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili çay tiryakileri! Gözünü açar açmaz çaya saldıran, çay içmeden kendime gelemem diyen sevgili okurlarım, merhaba! Çay benim kırmızı çizgimdir, günde en az 3 bardak içerim diyen sevgili okurlarım, size de merhaba! Son zamlardan sonra evde çay tüketimini sınırlandıran, ofiste bedava bulduğu çayı bardak bardak içen sevgili okurlarım, size de merhaba! Yemeğin ardından çay içmeyi alışkanlık haline getiren, sohbet bahane çay şahane diyen, iyi bir çayın kokusunu metrelerce uzaktan alan sevgili okurlarım, size de merhaba! Evde çalıştığı için ofisteki çay molalarını özleyen, çayını kendi başına demlemek zorunda kalan sevgili beyaz yakalılar, hepinize merhaba! Bu haftaki blogumda sizleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Çayı çok seven ve bolca tüketen herkesin bu blogu sonuna kadar okumasını tavsiye ederim. Özellikle fazla demli çay tüketenler bu blogu mutlaka dikkatle okumalı. Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden paylaşımımla çay tüketiminizi daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler