Bizi Takip Edin

Lifestyle

Lipton ürünlerinde indirim zamanı!!!

Yayınlandı

tarihinde

Lipton ürünleri için indirim fırsatları Ofix.com'da...

Ofix.com‘da 2018 kampanyaları başladı efendim. Online alışveriş rehberiniz Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, yeni yılın ilk kampanyası olan Lipton Ürünlerinde Fırsat! kampanyamızdan bahsetmek ve sitemizde en fazla sipariş verilen Lipton ürünleri hakkında bazı bilgiler paylaşmak istiyoruz.

Lipton, çay sektöründe bir dünya markasıdır!

Önce biraz, Lipton markasından bahsedelim. Çay sektöründe bu markanın önemi büyük. Çayın mazisi çok eskilere uzansa da günlük tüketimde kullanılması 19. yüzyılın sonlarında Lipton ürünleri ile gerçekleşti. İthal edildiği için fiyatı yüksek olan çayın ucuzlaması, komisyoncuları aradan çıkartıp çayı doğrudan tüketiciye sunmayı başaran Thomas Johnstone Lipton tarafından sağlandı. 

19. yüzyıl İngiliz toplumunda çay, aristokrasiye özgü bir statü sembolü olarak görülmekteydi. Fiyatı o döneme göre oldukça pahalı olan çayın içimi, birtakım ritüellere bağlanmıştı. Toplumsal ilişkilerde özel bir önem kazanan çaya yönelik orta sınıfın ilgisi her geçen gün artıyordu. Fakat, alım güçleri sınırlı olduğu için bu ilgi, satışlara yansıma fırsatı bulamıyordu. Çay tarihinde ilk olarak Thomas Johnstone Lipton, komisyoncuları aradan çıkartmayı başardı. Bu sayede çay fiyatı oldukça düştü. Üstelik Lipton, Seylan’da çay plantasyonu kurarak üretim maliyetini de azaltmayı başardı.

Bu gelişmelerin sonucu olarak çay, 20. yüzyılın başlarında aristokrasiye özgü bir statü sembolü olmaktan çıktı. Ve aristokrasi karşısında orta sınıfın kendisini daha özel hissetmesinin bir aracı haline geldi. Ve tabii, çay reklamlarında kullanılan Seylan ve diğer Uzakdoğu figürlerinin de özel bir önemi vardı. Bu figürler, İngiliz toplumunda henüz güçlü olan oryantalist etkileri çay satışlarına yansıtmak için özel olarak seçilmişti.

Lipton ürünleri sektöre pek çok yeniliği kazandırdı.

Lipton‘un sektöre kazandırdığı yenilikler bunlarla sınırlı değil. Çay sektöründeki ilk reklam ve pazarlama faaliyetleri Lipton ürünleri ile başladı. Glasgow’da açılan ilk Lipton marketinin tanıtımı için dünyanın en büyük peynirinin yurt dışından getirilmesi ve özel para bastırılması, sektörde bugün bile hatırlanan büyük izler bıraktı.

Gazetelerde ilk çay reklamları Lipton ürünleri ile başladı. Reklamlar için seçilen rengin altın sarısı olması bile özel bir pazarlama stratejisiydi. Nitekim bu renk, aristokrasi karşısında orta sınıfın yükseliş arzusuna hitap ediyordu. Orta sınıf için çay günlük bir tüketim nesnesi haline gelirken, çay piyasasında büyüme de hızlı bir artış gösterdi. Çay üreticileri arasında artan rekabet, farklı birtakım satış tekniklerinin doğuşunu da sağladı.

Lipton ürünleri çayın satış şeklini de değiştirdi. 19. yüzyılın sonlarına kadar kasalarda satımı gerçekleştirilen çay, Lipton ürünleri ile farklı ebatlarda paketlere girdi. Böylelikle tüketiciler, çayı günlük tüketimleri için ve daha uygun fiyata alma şansı yakaladı. 20. yüzyılın başlarında ise poşet çaylar, yine Lipton ürünleri ile hayatımıza girdi. Zaman içinde Lipton‘un ürün çeşitliliği bitki çayları, meyve çayları ve soğuk çaylarla daha da genişledi.

Soğuk Kış Günlerinde İçinizi Isıtın!

Lipton markasının başarı hikayesini burada anlatmakla bitiremeyiz. Bu konuda merak ettiklerinizi, Ofix Blog‘da daha önce yayınlamış olduğumuz Lipton: Çay sektöründe bir dünya markası… yazımızda bulabilirsiniz. Biz bu yazımızda, Ofix.com‘da 2018’in bu ilk kampanyasında indirim fırsatları sunduğumuz bazı Lipton ürünleri hakkında önemli bilgiler paylaşacağız.

Lipton Yellow Label Demlik Poşet Çay

Listemizin ilk sırasında, Yellow Label demlik poşet çay var. 100 adet demlik poşet çaydan oluşan bu ürünlerde, Doğu Karadeniz’in en seçkin çayları ile dünyanın değişik coğrafyalarından temin edilen çaylar harmanlanmış. Ofis ortamında çay demlemek için son derece kolay ve ekonomik çözümler sunan bu ürünler, Türk halkının damak tadına uygun. Geleneksel çay lezzetini alabileceğiniz aroması, damakta uzun süre kalıyor. Lipton Ürünlerinde Fırsat! kampanyamız kapsamında bu ürünleri ay sonuna kadar % 15 indirimle sipariş verebilirsiniz.

Lipton Yellow Label Bardak Poşet Çay

Listemizin ikinci sırasında, Yellow Label bardak poşet çay var. Bu ürünleri gerek günlük hayatımızda, gerekse iş hayatımızda kolayca kullanabiliyoruz. Toz çayın daha küçük parçalara ayrıştırılmasıyla üretilen poşet çaylar, sıcak suyla temas ettiğinde hızlı bir şekilde demlenmekte. Bu ürünlerle yaklaşık 2 dakikada ve çay bardağına 8-10 kez batırılıp çıkartmayla demlenme sağlanmakta. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünler, ofiste yoğun geçen bir mesai sırasında lezzetli bir çaya hızlı bir şekilde ulaşmamızı sağlıyor.

Lipton Earl Grey Demlik Poşet Çay

Lipton ürünleri için hazırladığımız listemizin üçüncü sırasında Earl Grey demlik poşet çay var. Bergamot aromalı 100 adet poşet çaydan oluşan bu ürünler, çay keyfinize farklı bir lezzet katıyor. Stres ve uykusuzluğa iyi gelen bergamot aroması, çay keyfinizi arttırdığı gibi, sakinleştirici etkilere de sahip. Aynı zamanda da antioksidan olan bu ürünler, vücutta biriken toksin maddelerin atılmasını kolaylaştırıyor.

Lipton Doğu Karadeniz Demlik Poşet Çay

Listemizin dördüncü sırasında, Doğu Karadeniz demlik poşet çay var. 100 adet demlik poşet çaydan oluşan bu ürünlerde, Doğu Karadeniz’in özenle toplanan harmanına bergamot aroması eklenmekte. Bu sayede hem geleneksel çay lezzetini, hem de bergamot tadını bir arada sunuyor. Bu arada hatırlatalım, demlik poşet çay kullanırken sıcak suyu demliğe yavaş yavaş dökmek gerekir. Demliğe koyacağınız poşet çay miktarı içinse 1’e 3 ölçüsünü uygulamalısınız. 1 adet demlik poşet çaydan lezzetli 3 bardak çay elde edilebilmekte.

Lipton Ihlamur Bardak Poşet Çay

Lipton ürünleri için hazırladığımız listemizin beşinci sırasında, ıhlamur bardak poşet çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, özellikle de kış aylarında tüketimi artan ıhlamur çayına hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmanızı sağlıyor. Ofis ortamında stres ve kaygıyı azaltan, hastalıklara karşı direnci yükselten bu ürünleri, kampanyamız kapsamında % 15 indirimle sipariş verebilirsiniz. Ihlamurun faydaları hakkında önemli bilgileri ise Ofix Blog‘da daha önce yayınlamış olduğumuz Ihlamurun faydalarını biliyor musunuz? yazımızda bulabilirsiniz.

Kampanyamız kapsamında indirimli satışa sunduğumuz diğer Lipton ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Webrazzi Ödülleri için oyunuzu kullandınız mı?

Son olarak bir hatırlatma yapalım. İnternet dünyası için çok önemli olan Webrazzi Ödülleri için Ofix.com sitemiz, yılın e-ticaret sitesi kategorisinde aday gösterildi. Oylarını bizim için kullanan tüm okurlarımıza teşekkür ediyoruz. Oylama 12 Ocak saat 17.00’a kadar devam edecek. Henüz oy kullanmamış okurlarımız, aşağıdaki linkten giriş yaparak bizi destekleyebilirler…

http://odul.webrazzi.com 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler