Bizi Takip Edin

Lifestyle

Medya okuryazarlığı nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Medya okuryazarlığı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yazılı, sözlü ve görsel iletişim araçlarından oluşan medya, günümüzde bilgiye ulaşmak için en sık kullanılan kanallardan biri konumunda. İnternet kullanımının yaygınlaşması ve sosyal medya platformlarının kurulmasıyla birlikte medyanın hayatımızdaki yeri çok daha arttı. Her gün birçok medya kanalından farklı türde pek çok bilgiye maruz kalıyor, bu bilgileri çoğu zaman neredeyse hiç sorgulamadan kullanabiliyoruz. Medya üzerinden yayılan bilgilerin bir kısmı şüphesiz ki bireysel ve toplumsal farkındalıklarımızın artmasına büyük katkı sağlıyor. Fakat büyük bir kısmı gerçek dışı veya dezenformasyon amaçlı olabiliyor. Özellikle sosyal medya platformlarında paylaşılan içerikler kitle üzerindeki etkisini her geçen gün arttırırken, bu içeriklere karşı farkındalıkların da arttırılması gerekmekte. Bu amaçla okullarda verilmeye başlanan medya okuryazarlığı dersi, iletişim alanında önemli bir boşluğu dolduruyor. Çocuklara ve gençlere medyadan doğru şekilde nasıl yararlanabileceklerini gösteren medya okuryazarlığı aslında tüm medya kullanıcıları için önemli bir konudur. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, medya okuryazarlığı hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kısaca Medya Okuryazarlığı

Medya okuryazarlığı kısaca, medya mesajlarına erişebilme, erişilen mesajları çözümleyip değerlendirme ve kendi medya iletilerini üretebilme becerisi şeklinde tanımlanabilir. Medya okuryazarlığı en temelde, tüm yaş ve meslek gruplarından kullanıcıların medyayla kurduğu ilişkileri daha sağlıklı ve dinamik hale getirme sürecidir. Medya okuryazarlığı sayesinde kazanılan beceriler, kişiyi medya üzerinden iletilen mesajları pasif alıcı konumundan çıkararak bu mesajları analiz eden, sorgulayan, eleştiren aktif bir konuma taşır. Bu beceriler sayesinde kişi, kendi mesajlarını üretme ve medya yoluyla yayma becerisi kazanırken medyayla ilgili farkındalıklarını sürekli arttırır. Bu yönüyle medya okuryazarlığı dinamik bir süreçtir. Medyayı doğru ve etkin şekilde kullanma becerisi kazanan kişiler, çevrelerine de bu bilinci kazandırır. Pek çok konu hakkında düşünce ve inançların oluşması, davranış şekillerinin belirlenmesinde medya okuryazarlığı sayesinde olumlu kazanımlar elde edilebilir. Toplumda yerleşmiş önyargıları aşmada, zararlı içeriklerden kurtulmada medya okuryazarlığı sayesinde önemli aşamalar katedilebilir. Doğru bilgi ve davranış şekillerinin yerleşmesinde de medya okuryazarlığı etkin bir rol üstlenebilir. 

Medya okuryazarlığı niçin önemlidir?

Medya okuryazarlığı günümüzde en çok çocukların ve gençlerin fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimleri için gerekli ve faydalı konulardan biri haline geldi. Medya okuryazarlığının istenilen düzeye ulaşmaması durumunda medya araçlarından olumsuz etkilenen grupların başında çocuklar ve gençler geliyor. Çocuklar söz konusu olduğunda medya okuryazarlığı çok daha önemli bir konudur. Çünkü çocukların iletişim araçlarıyla kurduğu ilişki her geçen gün artarken, oluşabilecek riskler de artıyor. Z kuşağı olarak bilinen grupta yer alanlar, küçük yaşlardan itibaren medya araçlarını fazlaca kullanmaya başladılar. Ancak bu araçlarla ilgili risklerin yeterince farkında olup olmadıklarını bilemiyoruz. Günümüzde artan şiddet olayları, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa yönelik söylemlerin gençler arasında fazlaca kabul görmesinde medya okuryazarlığı ile ilgili eksiklikler göze çarpıyor. Medya okuryazarlığı ile ilgili yapılan çalışmalarda özellikle çocukları ve gençleri zararlı içeriklere karşı uyarmak en önemli amaçlardan birini oluşturmakta. Medya okuryazarlığı sayesinde bu içeriklerle karşılaştığında ne yapması gerektiğini bilen kullanıcılar, medyayı doğru ve etkin şekilde kullanma şansı yakalayabiliyor. 

Medya okuryazarlığı amaçları nelerdir?

Medya okuryazarlığının en önemli amacı, medya hakkında farkındalık kazandırmaktır. Günümüzde bilgiye ulaşım konusunda en önemli kanallardan biri haline gelen medya, bilgiye erişimi şüphesiz ki hızlı ve kolay hale getirmekte. Ancak bununla birlikte, medya üzerinden yanlış ve zararlı içerikler de kolayca yayılabiliyor. Medya iletileri ve çeşitleri hakkında farkındalığa sahip olmayanlar, haber başlığı altında pek çok provokatif söylemle karşılaşabiliyor. Medyada yer alan haber analizleri bir taraftan şirket veya markaların reklamını yaparken, bir taraftan da kullanıcılara bir davranış şeklini aşılayabiliyor. Tüketim toplumu içinde satın alma davranışı eldeki hemen tüm araçlarla özendirilirken bu araçların başında medya konumlandırılabiliyor. Alışverişin doğasında, belli bir ihtiyacı karşılama isteği vardır. Ancak medyada yer bulan pek çok içerikte insanların gerçekte hiç ihtiyaçlarının olmadığı ürünlere yönlendirmeler yapılabiliyor. Sosyal medya üzerinden yapılan tanıtımlarda tüketim toplumunun değerleri yüceltilirken tasarruf yapma, paylaşma, yardımlaşma gibi değerler küçümsenebiliyor. Medya okuryazarlığı sayesinde bu gibi konularda daha yüksek farkındalıklara sahip olmak mümkündür. 

Medya Hakkında Farkındalık Kazanmak

Kitle iletişim araçları tarihine baktığımızda, en eski dönemlerde bile insanların birbirleriyle iletişim kurmak için farklı araçlar ve yöntemler kullandıklarını görüyoruz. Tarih içinde bu araçlar ve yöntemler gelişirken mesajların çeşitliliği ve ulaştığı kitlenin büyüklüğü artış gösterdi. Matbaanın icadı sayesinde kitaplar, gazete ve dergiler kitle iletişiminde ön plana çıktı. Teknoloji alanında yaşanan gelişmeler ise 20. yüzyılda radyo ve televizyonu ön plana çıkardı. Ethernetin icadı kitle iletişiminde yeni bir sayfanın açılmasını sağladı. 1990’ların ikinci yarısından itibaren internetin yaygınlaşmasıyla birlikte kitle iletişiminde sosyal medya kanalları çok daha önemli hale geldi. İnternet üzerinden hizmet veren sektörlerin büyümesinde sosyal medya platformlarının sağladığı destek önemli noktalara ulaştı. Online alışveriş siteleri başta olmak üzere internet üzerinden ürün veya hizmet satışı gerçekleştiren kurumlar ve kişiler, ürettikleri içerikleri sosyal medya kanalları üzerinden kitleye sunmaya ayrı bir önem verdiler. Fakat bununla birlikte, üretilen içeriklerde doğrular ile yanlışlar iç içe geçti, pek çok konuda pek çok şey abartıldı. 

Medya okuryazarlığı kapsamında medyanın yaşadığı değişimleri incelemek, bu süreçlerin nasıl başlayıp nasıl geliştiğini ve günümüzde hangi noktaya ulaştığını anlamada son derece önemlidir. Medya alanında yaşanan değişimler sadece medyayla ilgili olmanın ötesinde, aslında yakın tarihimizin en önemli değişimlerine göndermede bulunur. Örneğin Facebook‘un kurucusu Mark Zuckerberg başlangıçta yalnızca üniversite arkadaşları için bir arkadaşlık sitesi kurmak istemişti. Fakat Facebook‘la birlikte günümüzün en önemli sosyal medya platformlarından birini kurmuş oldu. 2 milyardan fazla kullanıcısıyla Facebook, halihazırda dünyanın en büyük sosyal medya platformu konumunda. Geleneksel medya kanallarından farklı olarak sosyal medya kanalları, tek yönlü bilgi paylaşımı yerine çift yönlü bilgi paylaşımı sağlayan kanallardır. Eş zamanlı olarak sayısız kullanıcının iletişim kurmasını sağlayan bu kanallar, geleneksel medyaya oranla birçok avantajın yanı sıra dezenformasyon konusunda da pek çok sakıncayı barındırır. Medya okuryazarlığı kapsamında kazandırılan farkındalıklar, bu konularda oluşabilecek zararları en alt düzeye indirip geleneksel veya sosyal medya kanallarının etkin şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlar. 

Medya İletileri ve Çeşitleri Hakkında Bilgi Sahibi Olmak

Medya kanalları üzerinden gerçekleştirilen iletişim, medya iletileri sayesinde olur. Medya iletileri bir haber veya haber analizi şeklinde olabileceği gibi bir bilgi, inanç, kanaat veya düşünceye de dayanabilir. Bazı durumlarda farklı ileti çeşitleri bir arada görülebilir. Medyada paylaşılan bir haberde aynı zamanda bir yorum, inanç veya kanaate rastlayabiliriz. Medya iletilerinde kullanılan dil de sürekli değişir. Tüm medya iletilerinin kendine özgü bir dili ve çerçevesi olsa da bazı durumlarda iletide farklı dil ve çerçeveler birlikte kullanılabilir. Medya okuryazarlığı kapsamında medya iletileri ve çeşitleri hakkında bilgi sahibi olan kişiler, ileti çeşitleri arasında doğru ayrımlar yapabilir. Paylaşılan bir haberin hangi kısmı gerçekten haber, hangi kısmı analiz, yorum veya kanaat, bu ayrımları kolayca gerçekleştirebilirler. Medya okuryazarlığı sayesinde sağlanacak bu gibi farkındalıklar, dezenformasyonla mücadelede başarılı sonuçlar elde etmeyi sağlar. Medya okuryazarlığı istenilen noktada olmayan kişiler, haber zannettikleri bir içeriğin ardında belli birtakım önyargıları kabule zorlandıklarını yeterince iyi değerlendiremez. 

Medya İletilerine Eleştirel Bakabilmek

Teknoloji alanında yaşanan değişimler sayesinde internet hayatımızda her geçen gün daha fazla yer tutmaya başladı. Teknoloji alanında büyük bir devrime imza atan cep telefonunun icadı kablosuz iletişim için büyük bir milattı. İletişimde mekana bağlı olma zorunluluğunu ortadan kaldıran bu gelişmenin ardından 2000’lerin başlarında cep telefonlarının internete bağlanma özelliği kazanması, kitlesel iletişimde yeni bir sayfa açtı. Günümüzde medya kanalları internet üzerinden her geçen gün daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaşma çabası içinde. Bu artış bir taraftan reklam gelirlerini arttırdığı gibi, bir taraftan da internet üzerinden paylaşılan iletilerin artmasını sağlıyor. Bununla birlikte, özensizce hazırlanmış içerikler, konuya uygun olmayan görsel kullanımı, iletilerdeki abartı veya zorlamalar da artıyor. Bu gibi konularda farkındalıkların arttırılması medya okuryazarlığı sayesinde mümkündür. Medya iletilerinde yer alan ifadeler, görseller, yorumlar, alıntılar her zaman için çarpıtma, abartma, yanlış içerebilir. Medya okuryazarlığı kapsamında sağlanacak farkındalıklar sayesinde medya iletilerine eleştirel bakma yeteneği kazanmak, bu konularda oluşabilecek hataları en alt düzeye indirgeyebilir. 

İnternet üzerinden erişilen bilgilerin maalesef büyük bir bölümü kopyala-yapıştır şeklinde hazırlanan içeriklerden oluşmakta. İnternet üzerinden herhangi bir konuda bilgi sahibi olmak istediğinizde, arama motorlarını kullanmak kolay ve etkin bir çözümdür. Ancak arama motorlarında karşınıza çıkan içeriklerin büyük bir bölümünde kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanmış içeriklerle karşılaşabilirsiniz. Medya kanallarında içerik hazırlayanların çoğu kez zaman darlığı, ulaşılabilecek kaynakların sınırlı olması veya diğer nedenlerle kopyala-yapıştır yöntemine başvurması, içeriklerin güvenirliliği konusunda farkındalıkların azalmasına neden oluyor. Çünkü aynı bilgiye farklı kanallar üzerinden erişim sağlayan kullanıcılar, bu bilgilerin doğru olup olmadığından şüphe etmek için herhangi bir neden görmeyebiliyor. Arama motorları kopya içerikleri üst sıralarda indekslememe konusunda gelişmiş algoritmalara sahiptir. Ancak buna rağmen kopya içeriklerle her zaman karşılaşmak mümkündür. Halihazırda kopya içeriklerle baş etmek için kesin ve etkili bir yöntem maalesef bulunmamakta. Medya okuryazarlığı kapsamında sağlanacak farkındalıklar, medya iletilerine eleştirel bakabilme yetisi kazandırdığı ölçüde kopya içeriklerle mücadelede faydalı sonuçlar doğurabilir. 

Zararlı İçeriklerden Korunmak

Hemen her gün medyada onlarca şiddet görüntüsüyle karşılaşıyoruz. Bunların pek çoğu yetişkinler için bile zararlı olabileceği gibi, çocuklar ve gençler için çok daha zararlı olabiliyor. Kadına yönelik şiddet başta olmak üzere her türlü şiddet görüntüsü medyada herhangi bir filtreden geçirilmeksizin paylaşılabiliyor. Morarmış yüzler, kanlı giysiler ve benzeri sahneler çocuklar ve gençler üzerinde pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor. Hayvanlara yönelik şiddet sahneleri birçok bakımdan özendirici olabiliyor. Medyada yer alan kimi reklamlar da yine çocuklar ve gençlerin kötü alışkanlıklar kazanmalarına neden olabiliyor. Örneğin geç saatlerde sosyal medya platformlarından verilen yemek reklamları, gençlerde ve çocuklarda obezite artışına neden olabiliyor. İnternet sitelerinin düzenledikleri çeşitli kampanyalar ve sağladıkları fiyat avantajları, çocukları ve gençleri zararlı alışkanlıklara teşvik edebiliyor. Medya okuryazarlığı kapsamında arttırılacak farkındalıklar sayesinde zararlı içeriklerin yaratabileceği sorunları en alt düzeye indirmek mümkündür. Şiddet içeren görüntülerin yanı sıra cinsel içerikli mesajlara karşı da medya okuryazarlığı sayesinde bilinçli olmak mümkün. 

Siber Zorbalığa Karşı Hazırlıklı Olmak

Sosyal medya kullanımının en önemli sakıncalarından biri de siber zorbalık konusunda yaşanmakta. Tüm internet kullanıcılarının siber zorbalıkla bir şekilde karşılaşmaları mümkündür. Böyle bir durumda neler yapabileceğini bilen kullanıcılar, siber zorbalıkla daha kolay mücadele edebilir. Çocuklar ve gençler ise siber zorbalıkla mücadelede yetersiz kalabilir. Sosyal medya kanalları üzerinden kendileriyle iletişime geçen siber zorbalar tarafından çocukların ve gençlerin her bakımdan istismar edilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda sorunu en az hasarla çözmenin yolu medya okuryazarlığı konusunda sağlanabilecek başarılardan geçmekte. Çocuklara ve gençlere kendi yaşlarına uygun şekilde sosyal medyayı nasıl kullanabileceklerini anlatan medya okuryazarlığı, siber zorbalık risklerini en aza indirebilir. Siber zorbalıkla karşılaşan çocukların ve gençlerin neler yapabileceklerini öğrenmeleri, aynı zamanda aileler için de faydalıdır. Çünkü çoğu zaman siber zorbalık mağdurları ailelerine bu konuda bilgi vermemeyi tercih edebiliyor. Medya okuryazarlığı sayesinde bu gibi konuların aile ortamında rahatça konuşulması teşvik edilir. Çocukların ve gençlerin hak ve özgürlüklerinin neler olduğu öğretilir. 

Medya okuryazarlığı konusunda kendimizi nasıl geliştirebiliriz?

Medya okuryazarlığı dersinin 7 ve 8. sınıflarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmasıyla birlikte medya araçlarını doğru ve etkin şekilde kullanma konusunda çok önemli aşamalar katedildi. Bu dersi alan çocuklar, özellikle sosyal medyada yanlış ve zararlı içeriklerle karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini gayet iyi biliyor. Medya okuryazarlığı dersi sayesinde ebeveynlerin üzerinden önemli bir yük de kalkmış oldu. Nitekim ülkemizde sosyal medya kullanımı oldukça yüksek düzeyde olsa da henüz sosyal medyayla hiç tanışmamış pek çok ebeveyn var. Sosyal medyanın nasıl bir şey olduğunu bilmeyen ebeveynlerin çocuğunu sosyal medyanın zararlı etkilerine karşı koruma şansı azalmakta. Bu zararların farkında olan ebeveynler de önlem konusunda neler yapabileceklerini yeterince bilmiyor olabilir. Medya okuryazarlığı dersleri sayesinde çocuklar ve gençler, sosyal medyayı daha bilinçli şekilde kullanırken aynı zamanda öğrendikleri bilgileri ebeveynleriyle de paylaşabiliyor. Çocuğunuz eğer medya okuryazarlığı dersi almışsa, onunla bu konu hakkında kuracağınız iletişim sizin için gerçekten de faydalı olabilir. 

Medya okuryazarlığı konusunda kendinizi geliştirmek için her şeyden önce bu sürecin dinamik bir süreç olduğunu unutmamalısınız. Sosyal medya söz konusu olduğunda her geçen gün yeni bir platformla karşılaşılabilir, sosyal medya üzerinden yeni birtakım fırsatlar oluşabilir. Sosyal medya platformlarının kuruluş amaçlarını, denetlenebilirliğini, şeffaflığını araştırmak medya okuryazarlığı bağlamında faydalı olabilir. Size güven vermeyen hiçbir platforma üye olmamalısınız. Güveninizi suiistimal eden platformlardan ayrılmayı da her zaman için tercih edebilirsiniz. Kullandığınız platformlarda paylaşılan hiçbir içeriği kesinlikle doğru veya kesinlikle yanlış kabul etmemelisiniz. İçeriğin doğruluğunu araştırırken karşınıza kopya içerikler çıktığında bu içeriklere itibar etmemelisiniz. İster sosyal medya olsun, isterse geleneksel medya, her zaman güvenilir bilgi kaynaklarını kullanmalı, bilgiler arasında karşılaştırmalar yapmalısınız. Veri güvenliği konusuna dikkat etmeli, dijital verilerinizi korumak için gerekli önlemleri almalısınız. Kötüye kullanım gördüğünüzde dijital verileri silme yöntemleri ile dijital ayak izlerinizi yok edebilirsiniz. Bu konularda kazandığınız deneyimleri paylaşarak başkalarının da medya okuryazarlığı konusunda kendilerini geliştirmelerini sağlayabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler