Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofislerde Bal Tüketimi Artıyor

Yayınlandı

tarihinde

Ofislerde bal tüketimi hakkında merak ettiklerinizi Ofix Blog'da bulabilir, bal siparişlerinizi Ofix.com üzerinden verebilirsiniz.

Doğanın mucizesi olarak bilinen bal, metabolizma üzerinde faydalı pek çok etkiye sahip. Bileşiminde bulunan vitamin, mineral ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sindirime yardımcı oluyor. Kalbe iyi geliyor. Ayrıca kan şekerini dengeliyor. Koronavirüs salgınıyla birlikte ülkemizde bal tüketimi ciddi ölçüde arttı. Online ofis marketi konseptiyle ofislerin sarf malzemesi ihtiyaçlarını karşılayan Ofix’te bu süreçte biz de bal grubunda ürün çeşitliliğimizi arttırdık ve bal satışlarımızda rekor artışlar elde ettik. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, sitemiz üzerinden verilen bal siparişlerine ilişkin bazı veriler paylaşacağız. Ardından, bal grubunda ofislerin en çok sipariş verdiği ürünleri kısaca tanıtacağız. 

Ofix’te Bal Satışları

Koronavirüs salgınıyla birlikte talebi artan ürünlerden biri olan bal, ülkemizde öteden beri sevilen ve çokça tüketilen bir besin maddesi. Bala ilginin yüksek olması, sahte bal üretimi konusunda bazı sonuçları beraberinde getirebiliyor. Hal böyle olunca, bilinçli tüketiciler arasında güvenilir alışveriş kanallarına yönelim artıyor. Sahte bal tüketimi ile istenmeyen sonuçlarla karşılaşmamak için bilinçli tüketiciler, alışverişlerini güvenilir alışveriş kanallarından yapmayı tercih ediyor. Sahte bal tüketimi konusunda ilgili makamlar gerekli önlemleri alsa da mağduriyet yaşamamak için tüketicilerin dikkatli olmaları gerekmekte. Bu bağlamda Ofix olarak kullanıcılarımıza sunduğumuz güvenli alışveriş deneyiminde, satışa sunduğumuz tüm ürünlerin gerekli standartlara uygun olmasına dikkat ediyoruz. Standartlara aykırı hiçbir ürünü satışa açmıyoruz. Salgın döneminde bal alışverişi için bizi tercih eden kullanıcılarımızın bize duyduğu güvenden son derece memnunuz. 

Kullanıcılarımızın Ofix üzerinden verdikleri bal siparişlerini incelediğimizde, satış adedi bazında 2019 yılına göre 2020’de %250.8 oranında daha fazla bal sattığımızı görüyoruz. Salgın nedeniyle zorlu koşullar altında çalışmak durumunda kalan ofis çalışanları, bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için en çok balı tercih etti. Bu süreçte bitki çaylarına ilgi ikincil düzeyde kaldı. Bitki çayı satışlarımız Haziran ayının ikinci yarısından itibaren artmaya başlarken, yıl genelinde artış oranı satış adedi bazında %6 olarak gerçekleşti. İçerisinde bal olan sipariş sayımız ise %200 oranında artarken, gramaj bazında artış oranımız %68.5 olarak gerçekleşti. Bal siparişi veren cari sayımız ise %222.7 oranında arttı. Bal siparişleri en çok Tuzla, Beşiktaş, Ataşehir, Üsküdar ve Ümraniye’den verildi.

Balparmak Apitera Zen 7 g x 7 Adet

Son 1 yılın satış verilerine göre kullanıcılarımız bal tüketimi konusunda en çok Balparmak Apitera Zen 7 g x 7 adet ürünümüzü tercih ettiler. Ülkemizin seçkin bal üreticilerinden biri olan Balparmak‘a ait bu ürünler, özel bileşimi sayesinde bağışıklık sistemi üzerinde hızlı ve etkin sonuçlar doğurmakta. Bir kutuda 7 adet 7 gramlık Apitera Zen saşe bulunuyor. Yetişkinlerin günde 3 saşeye kadar Apitera Zen tüketmesi önerilirken, 4-10 yaş aralığındaki çocukların günde 1 saşe tüketmesi tavsiye ediliyor. 

Balparmak Çıt Kapak Süzme Çiçek Yayla Balı 350 g

Listemizin ikinci sırasında, Balparmak çıt kapak süzme çiçek yayla balı 350 g var. Bal çeşitleri içinde yayla balı farklı bir öneme sahip. Çünkü bu ballar, yüksek rakımlı ve çiçek çeşitliliği bol olan yaylalarda üretilmekte. Bu nedenle besin değeri ve lezzeti diğer bal çeşitlerine göre farklı olabilmekte. Bal tüketimi konusunda eğer yayla balını tercih ediyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Ürünün üzerindeki priospotu (QR kod) cep telefonunuzda okutarak balın analiz raporuna ve çiçek kaynağına ulaşabilirsiniz. 

Balparmak Katla Balla Süzme Çiçek Balı 7 g x 120 Adet 

Listemizin üçüncü sırasında, Balparmak katla balla süzme çiçek balı 7 g x 120 adet var. Tek kullanımlık pratik ve güvenli ambalajıyla dikkat çeken bu ürünler, ev dışı ortamlarda bal tüketimi konusunda hızlı ve kolay çözümler sağlıyor. Eğer içeceklerinizi tatlandırmak için bal tüketimi tercihinde bulunuyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Ofiste veya ev dışı diğer ortamlarla bal tüketimi için son derece pratik bir çözüm sunan bu ürünleri kullanmak için ortasından katlayıp kırmanız yeterli. 

Balparmak Katla Balla Süzme Çam Balı 7 g x 18 Adet

Listemizin dördüncü sırasında, Balparmak katla balla süzme çam balı 7 g x 18 adet var. Bal tüketimi konusunda tercihiniz çam balından yanaysa bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Diğer bal çeşitlerinden farklı olarak çam balı çiçek polenlerinden değil, Akdeniz iklimine özgü çam ağacı türlerinden elde edilmekte. Çam balının da yine kendine özgü bir besin değeri ve lezzeti var. Ev dışı ortamlarda bal tüketimi için çam balı arıyorsanız, bu ürünler besin değeri ve lezzetiyle beklentilerinizi en güzel şekilde karşılayabilir. Bu ürünlerde kullanılan çam balı, Yerkesik ve Marmaris’teki çam ağaçlarından elde ediliyor. 

Balparmak Apitera Up 7 g x 7 Adet

Listemizin beşinci sırasında, Balparmak Apitera Up 7 g x 7 adet var. Bu ürünlerin bileşimindeki kırmızı ginseng, guarana, zencefil, bal ve propolis, bağışıklık sistemi üzerinde güçlü etkilere sahip. Aynı zamanda da gün içinde ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılamaya yardımcı oluyor. Günde 3 saşeye kadar tüketilmesi önerilen bu ürünler, 15 yaş üzeri için uygun. Bal tüketimi konusunda besin değeri güçlendirilmiş ürünleri tercih ediyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. 

Ofix’te satışı devam eden diğer bal çeşitlerini şeker ve tatlandırıcılar kategorimizde inceleyebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse Ofix Plus üyeliğimize göz atmanızı tavsiye ederiz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler