Bizi Takip Edin

Lifestyle

Hileli kahve nasıl anlaşılır?

Yayınlandı

tarihinde

Hileli kahve nasıl anlaşılır diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Merhaba sevgili okurlarım! Bu hafta kahve severleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Malumunuz, son zamlarla birlikte kahve fiyatları epeyce arttı. Ofislerde ve evlerde en çok tüketilen sıcak içeceklerden biri olan kahvenin zamlanması, merdiven altı faaliyet gösteren birtakım işletmelerin bu durumu fırsata çevirmesine yol açtı. Bu nedenle piyasada “ucuz kahve” diye satışı yapılan ürünlerde gıda hilelerinin olması mümkün. Hatta geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili olarak medyada bazı haberler yer aldı, belki görmüşsünüzdür. İlgili kurumlar hileli kahve satışını önlemek için gerekli adımları atıyor. Satışı yapılan kahvelerde gıda hilelerinin tespiti halinde sorumlular hakkında cezai işlemler yapılıyor. Ancak bu konuda tüketicilerin de dikkatli olması lazım. Aldığınız kahvede veya herhangi bir gıda ürününde hile tespit etmeniz durumunda Alo 174 Gıda Hattı’na şikayette bulunabilirsiniz. Peki hileli kahve nasıl anlaşılır? Kahvede gıda hilesi olup olmadığını anlamak için nelere dikkat etmek gerekir? Bu konuda gerekli bilgiler işte huzurlarınızda… 

Hileli Kahvenin Kısa Tarihçesi

16. yüzyılda Osmanlı’ya, 17. yüzyılda Avrupa’ya ulaşan kahvenin kısa sürede çok beğenilmesi, kahve satışlarının ticari potansiyelleri hakkında ipuçları vermişti sevgili arkadaşlar. O dönemlerde kahve ticareti yapmak getirisi yüksek bir işti. Kahveyi bulmak zor, satmak kârlıydı. Kaynaklarda 19. yüzyıla kadar hileli kahve ile ilgili bir bilgi yer almıyor. Gerçi bunun anlamı kahvede o dönemlerde hile yapılmadığı demek değildir. Kahveyle ilgili kayıtlara geçen gıda hileleri ilk olarak 1860’lı yıllarda başlıyor. İngiliz kimyager ve botanikçi Arthur Hill Hassall, içtiği kahvenin tadından şüphelenince kahveyi mikroskopla inceledi. Ve içine öğütülmüş hindiba eklendiğini tespit etti. Bu bitki aslında kalp dostu bir bitkidir ve bazı salatalara da eklenir. Ancak kahveye hindiba eklemek bir gıda hilesidir. Hassall‘ın bu konuda yayınladığı çalışma, bu alanda yayınlanan ilk çalışma oldu. Bununla birlikte, Hassall‘ın düşündüğünden farklı sonuçlar doğurdu. Aslında bu hileyi ifşa etmek isteyen Hassall, sonraki süreçte yeni gıda hilelerine ilham vermiş oldu. 

Hassall çok pişman olsa da olan olmuştu artık. Hindibadan sonra kahveye başka nelerin eklenebileceği araştırıldı. Zaman içinde akıllara ziyan yöntemler ortaya çıktı. Bunların bir kısmı sağlık açısından sakıncalı olmasa da ticari bakımdan büyük bir aldatmacaydı. Örneğin, tümüyle Arabica diye satışa çıkan kahve çekirdekleri aslında robusta içeriyordu. Bunun bir adım ötesi, Arabica kahve çekirdeklerinin sahtesini yapmaktı. Çok geçmeden bunu da yaptılar. Sahte kahve çekirdeği hazırlamak için bal mumu kullanıldı. Ortaya öyle “başarılı” sonuçlar çıktı ki, yılların baristaları bile bunları ayırt edemedi. 20. yüzyılda uzun süren savaşlar ve kıtlık dönemleri, kahvenin içine başka neler karıştırılabileceğini düşünmek zorunda bıraktı. Kavrulmuş arpa ve nohut parçaları kahveye karıştırıldı. Ülkemizde de uzunca bir dönem Türk kahvesi içinde bunlar yer aldı. Belki dedelerinizden, ninelerinizden duymuşsunuzdur; “Bizim zamanımızda nohut kahvesi vardı,” demiş olabilirler. O yıllarda çaresizlik nedeniyle uygulanan bu yöntem, günümüzde hileli kahve konusunda en yaygın yöntemlerden biri haline geldi. 

%100 Arabica İfadesi

Kahve çekirdekleri arasında dünya genelinde ve ülkemizde en çok Arabica kahve çekirdekleri beğeniliyor sevgili arkadaşlar. Bu çekirdeklerin yetiştirilmesi zor, fiyatları daha yüksektir. “Ucuz kahve” diye satın aldığınız Arabica kahve çekirdeklerinde diğer kahve çekirdeklerinin harmanlanmış olması mümkündür. Çünkü robusta ve diğer kahve çekirdekleriyle oluşturulan harmanla birlikte kahvenin maliyeti düşer. Diğer taraftan bu tür harmanlar kahvenin dayanıklılığını arttırmak için de yapılabilir. Arabica kahvenin dayanıklılığının düşük olması harmanlamayı gerekli kılabilir. Ayrıca kahveye farklı aromalar kazandırmak, asiditesini değiştirmek gibi farklı nedenlerle de harman oluşturulabilir. Ne var ki, bir ürünün üzerinde “%100 Arabica” ifadesini görüyorsanız bunun anlamı içerisinde harman barındırmadığıdır. Eğer alışverişlerinizi güvenilir markalardan ve satış kanallarından yaparsanız, bu konuda herhangi bir hileyle karşılaşmazsınız. Perakende satış noktalarında ise uyanık olmalısınız. “Ucuz kahve” diye satışı gerçekleşen bir üründe tümüyle Arabica mı yoksa harman mı olduğunu anlamanız çok zordur. Bu konuda ben bile kendime güvenmiyorum açıkçası. 

Kahve çekirdekleri konusunda özel bir eğitiminiz yoksa, kahve çekirdeklerini ayırt etmede güçlük çekebilirsiniz sevgili arkadaşlar. İyi bir kahve sever olarak açıkçası ben de sadece görüntüsüne bakarak Arabica kahve çekirdeklerini robusta ve diğerlerinden ayırt edemiyorum. İnternette bu ikisini karşılaştıran birtakım görseller görebilirsiniz gerçi. Ama bunlar sizi yanıltabilir. Çünkü Arabica kahve farklı iklim kuşaklarında farklı özellikler kazanır. Sadece rengi ve şekline bakarak bir ayrım yapmak bu yüzden çok güçtür. Ayrım yapabilmem için kahvede asidite ve aromayı deneyimlemem lazım. Pişmiş kahvenin tadı ve kokusuna bakarak bunun Arabica veya harman olup olmadığını ben anlayabiliyorum. Eminim ki bu ayrımı bu yolla yapan benim gibi birçok kişi vardır. Dış görüntüsüne bakacaksanız çok temkinli olmanız lazım. Üstelik bazen bal mumundan öyle gerçekçi kahve çekirdekleri yapıyorlar ki, yılların baristaları bile bunları ayırt edemiyor. Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, siz siz olun, fiyatını “ucuz” bulduğunuz Arabica kahve çekirdeklerine koşmayın. Yoksa hem hüsrana uğrayabilir, hem de sağlığınızı bozabilirsiniz. 

Bal Mumundan Yapılmış Kahve Çekirdekleri

Gıda hileleri konusunda bal mumunun sicili oldukça bozuktur sevgili arkadaşlar. Aslına bakarsanız bal mumu, arıların petek yapmak için kullandıkları faydalı bir maddedir. Bu madde sayesinde peteğin fiziksel etkilere karşı direnci yükselir. Bal mumu, pişik ve sedef hastalığı gibi bazı cilt hastalıklarının tedavisinde de faydalı sonuçlar doğurur. Ve tabii, hepinizin bildiği gibi bal mumu aynı zamanda da heykelcilik için önemli bir maddedir. Ne var ki, gıda hileleri söz konusu olduğunda bal mumunun kötü bir şöhreti var. Bu madde kolay şekil aldığı için her kalıpta “başarılı” sonuçlar verir. Üzerine boya sürdüğünüzde gerçeğinden ayırt etmesi güç pek çok şey yapabilirsiniz. Maalesef hileli kahve konusunda da bazen bu yöntemin kullanıldığını görüyoruz. Çekirdek kahve alanında uzman kişiler bile bir kahve çekirdeğinin orijinal mi yoksa bal mumundan mı olduğunu anlamada güçlük çekebilir. Bu hilede uzmanlaşmış kişiler, hileli kahve çekirdekleri ile pek çok baristayı bile kandırabilirler. Dolayısıyla arkadaşlar, güvenmediğiniz yerlerden alışveriş yapmayın derim. 

Kahveye Arpa veya Nohut Karıştırmak

Belki aile büyüklerinizden duymuşsunuzdur; “Bizim zamanımızda kahveye nohut katılırdı,” cümlesi size yabancı gelmeyebilir. Evet arkadaşlar, bundan 50-60 yıl öncesine kadar kahveye kavrulmuş nohut katmak yaygın bir durumdu. Ülkemizde kahve yetişmediği için kahveyi ithal ediyoruz. Savaş yıllarında ve ekonomik kriz dönemlerinde kahve bulmak çok zordu. Bu nedenle dedelerimiz ve ninelerimiz kahveye arpa veya nohut karıştırarak içerlerdi. Ancak bunu saf kahve bulamadıkları için yaparlardı. Birilerini kandırmak için değil. Bu yöntem maalesef günümüzde gıda hilesi olarak karşımıza çıkıyor. Merdiven altı bir işletmeden aldığınız ucuz kahvenin gerçekte bu yöntemle üretilmiş olması mümkündür. Fiyatının düşük olmasının nedeni içindeki arpa veya nohut olabilir. Bu tür kahvelerde bildiğiniz, alıştığınız kahve lezzetini bulamazsınız. Kahvenin lezzeti konusunda seçici olmasanız bile bunların tadını çok kötü bulabilirsiniz. Kaldı ki, ortada bir kandırmaca var. Kahve diye satın aldığınız üründe arpa veya nohut varsa kandırılmışsınız demektir. Bu da yine Alo 174 Gıda Hattı’na şikayet konusudur. 

Peki kahvede arpa veya nohut olup olmadığını nasıl anlayacağız? Bunu anlamak için kullanacağımız yöntem diğerlerine göre daha kolay ve sağlam bir yöntemdir sevgili arkadaşlar. İçinde arpa veya nohut olduğundan şüphe ettiğiniz kahveden bir kaşık kadar alıp bir bardak suyun üzerine dökün. İçinde arpa veya nohut varsa bunlar aşağıya doğru çökecektir. Çünkü bunların özgül ağırlığı suyun özgül ağırlığından fazladır. Orijinal kahve ise çökmez. Bu nedenle suyun üzerinde kalmaya devam eder. Bu basit ve etkili yöntem sayesinde hileli kahveyi kolayca anlayabilirsiniz. Ve böyle bir durumu kesinlikle görmezden gelmemelisiniz. Eskiden savaş ve kıtlık dönemlerinde büyüklerimizin zorunlu olarak kullandığı bu karışımlar, günümüzde birilerinin haksız kazanç elde etmesine yarıyor. Diğer taraftan, böyle bir durumla sadece “ucuz kahve” konusunda karşılaşmayabilirsiniz. Güvenilir bir satış kanalı değilse, ithal kahve çeşitlerinde de maliyeti düşürmek adına bu yöntemi kullanan birtakım sahtekarların olması mümkündür. Siz siz olun, şüphe ettiğiniz her durumda özellikle bu yöntemi kullanın. 

Kahveye Kil Karıştırmak

Hileli kahve ile ilgili olarak karşılaşabileceğiniz maddelerden biri de kildir sevgili arkadaşlar. Bu madde kahveye doygunluk katar. Ne var ki kilin vücuda girmesi insan sağlığı açısından zararlıdır. Arpa veya nohuttan farklı olarak kil, vücuda girdiğinde toksik etki gösterir. Asbest veya eriyonit içeren kilin sadece kokusu bile akciğerlere zarar verir. Kahve tezgahında görüp çok beğendiğiniz, görüntüsünden çok etkilendiğiniz kahvede kil olup olmadığını sırf görüntüsüne bakarak anlayamazsınız. Kahveyi koklamak da bu bağlamda yeterli olmaz. Üstelik kilin solunum yollarına zarar vermesi mümkündür. Kahvede kil olup olmadığını anlamanın en sağlam ve güvenilir yolu, tıpkı arpa ve nohutta olduğu gibi su testini uygulamaktır. Kilin de özgül ağırlığı sudan fazla olduğu için bardağın dibine çökmesi gerekir. Gerçek kahve ise yüzeyde kalmayı sürdürür. Tabii bu testi kahve dükkanında yapma şansınız olmayabilir. Satıcı böyle bir teste kolay kolay izin vermez. Ancak eve veya ofise geldiğinizde kahve yapmadan önce bu testi mutlaka uygulayın derim. 

Sildenafilli Kahve

Sildenafil maddesini hiç duydunuz mu bilmiyorum sevgili arkadaşlar. Eğer sağlık sektöründe çalışmıyorsanız duymuş olabileceğinizi pek zannetmiyorum. Aslında doğal bir madde olan sildenafil, karpuz ve nar gibi kabuklu meyvelerde ve bazı yeşil sebzelerde mevcuttur. Bu maddenin bazı medikal etkileri de mevcut. Bunlardan biri kan damarlarını gevşetmesidir. Ayrıca baş ağısı, baş dönmesi, bulanık görme gibi şikayetlerin tedavisinde de sildenafil ilaç yapımında kullanılır. Bu isimde bir de ilaç markası var. Bununla birlikte, sildenafil maddesini kahveyle birlikte kullanmak metabolizma üzerinde hayati riskler meydana getirir. Hileli kahve söz konusu olduğunda kahvenin rengini açmak, dayanıklılığını ve kokusunu arttırmak için sildenafil kullanımı mümkündür. Amerika Farmakoloji Kongresi‘nin kahvede rastladığı gıda hilelerinden biri kahveye sildenafil karıştırmaktır. Bunu özellikle son yılların popüler içeceklerinden biri haline gelen bitkisel kahve çeşitlerinde görebilirsiniz. “Baş ağrısına, baş dönmesine iyi gelen kahve” diye satışı gerçekleşen bir ürün, içerdiği sildenafil nedeniyle şikayetlerinizi arttırabilir. Çünkü kafeinle birlikte alındığında sildenafil tehlikeli hale gelir. 

Süt Tozuna Tebeşir Tozu Karıştırmak

İçinizde belki bazıları küçükken okula gitmemek için tebeşir tozu kullanmıştır sevgili arkadaşlar. Bu nedenle tebeşir tozunun zararlarını gayet iyi biliyorlardır. Bilmeyenler için kısaca ifade etmem gerekirse tebeşir tozu sindirim sistemi içinde özellikle böbreklere zarar verir. Fazla kullanılması durumunda kanser riski oluşur. Tebeşir tozunun aynı zamanda da alerjik etkileri vardır. Bağışıklık sisteminiz bu maddeye karşı aşırı duyarlılık gösteriyorsa kendinizi ateşler içinde bulabilirsiniz. Hileli kahve konusunda süt tozuna da özellikle dikkat etmek lazım. Bakın, süt tozu diyorum, Coffee-Mate değil, bunlar farklı şeyler. Kahvenize tat vermesi için eğer süt tozu kullanıyor ve bunu açık halde alıyorsanız, içinde tebeşir tozu olma riskini aklınızda tutmalısınız. Gıda hileleri söz konusu olduğunda maalesef süt tozları da riskli. Tebeşir tozu süt tozunun içine hangi oranda konursa konsun, her durumda zararlıdır. Sırf solunum yoluyla vücuda girdiğinde bile özellikle akciğerlere zarar verir. Açık süt tozu alıyorsanız ucuz ve markasız ürünlere şüpheyle yaklaşmalısınız. 

Hileli Kahveden Korunma Yöntemleri

Hileli kahveden en etkili korunma yöntemi şüphesiz ki alışverişlerinizi güvendiğiniz satış kanalları üzerinden yapmaktır sevgili arkadaşlar. Sırf ucuz olduğu için merdiven altı işletmelerden alışveriş yaparsanız hileli kahve ile karşılaşma ihtimaliniz artar. Ucuz sahte kahve sadece lezzet açısından değil, aynı zamanda sağlık açısından da ciddi bir sorundur. Bal mumu kahve çekirdekleri üzerindeki gıda boyaları nedeniyle zehirlenme yaşayabilirsiniz. Allah korusun, hayatınızı bile kaybedebilirsiniz. Bazı sağlık sorunlarınızı hafifletmek adına satın aldığınız bitkisel kahveler nedeniyle sorunlarınızın artması da mümkündür. Oysa güvenilir satış noktalarından alışveriş yaparsanız bu risklerle zaten hiç karşılaşmazsınız. Ayrıca, kahve alışverişlerinizde “markacı” olabilirsiniz. Zaten tadına, aromasına alıştığınız bir kahve çeşidinden aldığınız lezzeti başka bir markanın ürününde bulamazsınız. Çünkü kahve çekirdekleri ve harmanların kendilerine özgü birtakım özellikleri vardır. Her marka ile ürün çeşidinin özellikleri farklıdır. Kullandığınız markaları güvenilir satış kanallarından alırsanız hileli kahve ile ilgili önemli bir endişe duymanıza gerek kalmaz. 

Diğer taraftan, tıpkı eskiden olduğu gibi kahveci dükkanlarını gezmeyi seviyor, farklı lezzetler deneyimlemek, kahve üzerine sohbetler yapmak istiyorsanız, gözlerinizi açık tutmanızı tavsiye ederim. Öğütülmüş kahve çekirdeklerinde hile olup olmadığını anlamak zordur. Hem öğütülmüş kahve uzun süre saklanamaz. Bu gibi durumlarda kahve çekirdeklerini öğütülmemiş halde satın alabilirsiniz. Böylelikle içinde arpa veya nohut olma ihtimali ortadan kalkar. Bal mumu konusunda da uyanık olmalısınız. Bu da uzun zamanlara yayılan tecrübe gerektirir. Sildenafil konusunda ise özellikle bitkisel kahve çeşitlerine karşı dikkatli olmalısınız. Ülkemizde bu yöntem kullanılıyor mu, bilmiyorum. Fakat Amerika Farmakoloji Kongresi‘nin yaptığı çalışmalara göre bitkisel kahve çeşitlerinde sildenafilin olması mümkündür. Ve ne yazık ki bunu laboratuvar incelemeleri olmadan anlamak mümkün değil. Satın aldığınız ucuz veya bitkisel kahvenin baş ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetlere yol açması durumunda derhal bir sağlık kurumuna başvurmalısınız. Kahvenin incelenmesi sonucunda bir gıda hilesi tespit edilirse ilgili kurumlar gereğini yapar. 

Kahveler Ofix.com’dan!

Hatırlatmama belki gerek yok ama bilmeyenler için söyleyeyim sevgili arkadaşlar. Online ofis marketi konseptiyle sektörde 10. yılını doldurmakta olan Ofix’ten kahve alışverişlerinizi güvenli ve ekonomik şekilde yapabilirsiniz. Benim sevgili şirketim Ofix’te kahve grubunda geniş bir ürün yelpazemiz var. Bu ürünler arasında kendi damak zevkinize hitap edenleri bulabilirsiniz. Ayrıca sunduğumuz uygun fiyat avantajından ve üstün hizmet kalitemizden yararlanabilirsiniz. Sitemizde satışı devam eden tüm kahve çeşitlerini kahveler kategorimizden inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için de Ofix Plus avantajlarını değerlendirebilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler