Bizi Takip Edin

Lifestyle

Grip Savaşçısı İçecekler

Yayınlandı

tarihinde

Grip savaşçısı içecekler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Sonbaharın gelişiyle birlikte soğumaya başlayan havalar, çeşitli sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Mevsim geçişlerinde en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan griple baş edebilmek için vücut direncimizi arttırmamız şart. Bu zaman diliminde tüketeceğimiz bazı içecekler ile vücut direncimizi arttırabilir, grip gibi birçok hastalıkla daha kolay baş edebiliriz. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, grip savaşçısı içecekler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Portakal Suyu

Listemizin ilk sırasında portakal suyu var. C vitamini deposu olarak bilinen portakalın bileşiminde bulunan kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, bakır, sitrik asit, tiamin, niasin ve beta-karoten maddeleri, bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahip. Portakalda bulunan hesperetin ve arigenin flavonoidleri ise güçlü birer antioksidan olup vücuttaki serbest radikallerin ve kararsız oksijenlerin nötralize edilmesine büyük katkı sağlıyor. Mevsim geçişlerinde günde 1 bardak portakal suyu tüketerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir, griple daha kolay mücadele edebilirsiniz.

Greyfurt Suyu

Grip savaşçısı içecekler listemizin ikinci sırasında greyfurt suyu var. Greyfurt suyu, C vitamininin yanı sıra A vitamini, folik asit, fosfor, çinko ve bakır yönünden oldukça zengindir. Bununla birlikte, greyfurtta portakala oranla daha fazla miktarda karbonhidrat bulunur ve fazla tüketilmesi halinde greyfurt, kilo artışına yol açabilir. Dahası, gribe karşı herhangi bir ilaç veya antibiyotik kullanmaktaysanız, greyfurt tüketmeden önce hekiminize danışmanızda yarar var. Greyfurttaki faydalı mineraller, bazı ilaçlardaki etken maddelerle olumsuz etkileşim yapabilmekte.

Mandalina Suyu

Listemizin üçüncü sırasında mandalina suyu var. Mandalinada C vitamininin yanı sıra A, B kompleks ve P vitamini bulunmakta. Fakat bu vitaminler miktar bakımından az olduğu için mandalina suyunu portakal suyu veya greyfurt suyuyla birlikte tüketmeyi tercih edebilirsiniz. Mandalinada ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, demir, brom ve fosfor mineralleri mevcut. Bu maddeler sayesinde vücudun ter atmasına yardımcı olan mandalina suyu, vücutta oluşan sıvı kaybını dengelemede de etkin bir rol üstlenmekte.

Ihlamur

Grip savaşçısı içecekler listemizin dördüncü sırasında ıhlamur var. Bileşimindeki kersitin, astragalin, tilirozit gibi flavonoidler, klorojenik ve kafeik gibi fenolik asitler ve linalol, geraniol, farnesol gibi çok sayıda faydalı madde barındıran ıhlamur, griple baş etmede oldukça etkili bir bitki çayı. Günde 1 bardak ıhlamur tüketerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir, nefesinizi açabilir, kan basıncınızı dengeleyebilirsiniz. Vücudunuzdan toksinlerin atılmasını kolaylaştırabilir, kas kasılmalarınızı azaltabilirsiniz.

Yeşil Çay

Listemizin beşinci sırasında yeşil çay var. İyi bir antioksidan kaynağı olan yeşil çay, aynı zamanda da vücudumuzdaki antioksidanları aktive eder, serbest radikallere karşı doğal bir koruma sağlar, kanseri önler. Strese iyi gelir, sindirime yardımcı olur, kalp sağlığını güçlendirir, trigliseridleri düşürür, yağ yakımını ve kilo vermeyi kolaylaştırır. Bileşimindeki C ve E vitaminleriyle bağışıklık sistemini güçlendiren yeşil çayı tüketmek için grip olmayı beklememelisiniz.

Kuşburnu Çayı

Grip savaşçısı içecekler listemizin altıncı sırasında kuşburnu çayı var. Güçlü bir C vitamini deposu olan kuşburnu çayı bağışıklık sistemini güçlendiriyor, grip ve soğuk algınlığına iyi geliyor. İçi tüylü ve bol miktarda tohuma sahip olan kuşburnundan yapılan bitki çaylarının tüketimi daha kolaydır. İçerdiği yüksek miktardaki C vitamininin bağışıklık sistemine karışması da daha hızlıdır. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına ve ses tellerindeki iltihaplara iyi gelen kuşburnu çayı, kas ağrıları ve yorgunluğu azaltıyor, hormonların düzgün şekilde çalışmasına katkı sağlıyor, kanı temizliyor.

Zencefil Çayı

Listemizin yedinci sırasında zencefil çayı var. Bileşiminde yüksek miktarda B kompleks ve C vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum ve magnezyum barındıran zencefil çayı, bağışıklık sistemimizi hızlı ve etkin bir şekilde güçlendirir. Ayrıca mide bulantısına iyi gelir, sindirimi hızlandırır, gazı azaltır, solunum yollarını açar, grip ve soğuk algınlığı şikayetlerine iyi gelir.

Ada Çayı

Grip savaşçısı içecekler listemizin sekizinci sırasında ada çayı var. Bileşimindeki A, B6, C ve K vitaminleri ile niasin, pridoksin, tiamin gibi maddeler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren ada çayının faydaları Antik çağdan beri pek çok incelemeye konu olmuş. Griple savaşın yanı sıra strese iyi gelen, tansiyonu ve ateşi düşüren, terlemeyi azaltan ada çayını özellikle de yılın bu zamanlarında tüketmeyi tercih edebilirsiniz.

Rezene Çayı

Listemizin dokuzuncu sırasında rezene çayı var. B kompleks ve C vitaminleri bakımından zengin bir bitki çayı olan rezene çayı kasları yumuşatmakta, spazmlara iyi gelmekte, mide gazı ve şişkinliği azaltmakta. Özellikle de mevsim geçişlerinde gribe bağlı şikayetleriniz nedeniyle uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız, rezene çayıyla daha sağlıklı bir uykuya kavuşabilirsiniz.

Elma Çayı

Grip savaşçısı içecekler listemizin onuncu sırasında elma çayı var. B kompleks, C ve D vitamini bakımından zengin bir kaynak olan elma çayı, bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücut direncini yükseltir. Aynı zamanda da iyi bir antioksidan kaynağı olan elma çayı ile kansere karşı korunma sağlayabilir, cilt sağlığınızı güçlendirebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler