Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Doğadan: Türkiye’nin ilk poşet çay markası…

Yayınlandı

tarihinde

Doğadan markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

Poşet çaylar hem günlük, hem de iş hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Çay içmek istediğimiz anlarda dökme çaylara oranla hızlı ve pratik çözümler sunan poşet çaylar, özellikle de bitki ve meyve çayları söz konusu olduğunda temel tüketim şeklimiz haline geliyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Türkiye’nin ilk poşet çay markası Doğadan ile devam ediyoruz.

Doğadan Markasının Doğuşu

Doğadan markasının doğuşu, 1975 yılına kadar uzanıyor efendim. Marka kurucusu eczacı Nevzat Karpuzcu, bu tarihlerde Ankara’da ecza deposu işletmekteydi ve daha çok Ankara’daki eczacılara hizmet vermekteydi. Zaman içinde yakın illerden gelen talepler doğrultusunda, hizmet ağını genişletti ve sektörde saygın bir konum elde etti. Portföyüne kattığı eczane ve ilaç firmalarıyla hızla büyüyen Nevzat Ecza Deposu, bitki çaylarının eczanelerde poşet çay şeklinde satılabilmesi için çok önemli bir girişim başlattı. İlk çay poşetleme makinesini 1975 yılında Almanya’dan ithal etti ve Doğadan şirketini kurarak Türkiye’de ilk poşet çayı üretti.

Eczacı olmasının da etkisiyle Nevzat Karpuzcu, bitki çayları ve medikal etkileri konusuna büyük ilgi duyuyordu. Fakat, bitki çayları belli bir gramajlama yapılmadan ve özensizce kullanılmaktaydı. Bu çayların poşet çay şeklinde tüketiciye sunulması, kullanımdan kaynaklanan hataların önüne geçebilir, bitki çaylarından maksimum fayda sağlanmasının önünü açabilirdi. Bu düşüncelerle ülkemizde ilk poşet bitki çaylarının üretimini gerçekleştiren Nevzat Karpuzcu, bu ürünleri Demle markasıyla satışa sundu.

Bu tarihlerde Demle’nin satışı, yalnızca eczanelerde yapılmaktaydı. Ürünlerin büyük beğeni toplaması üzerine Nevzat Karpuzcu, o dönemlerde yeni gelişmekte olan market kanalına da ürünlerini sokmak istedi. 1985 yılında Doğadan markasını tescil ettirdi ve eczane kanalında satışlara devam etti. Poşet bitki çaylarını market raflarında satışa sunması ise 1994 yılını buldu. 1999 yılında ise ilk yerli form çayını tüketiciyle buluşturdu. 

Sağlık, kalite ve lezzet bir arada.

Türk halkının çay demleme alışkanlıkları, 1990’lara kadar çok fazla değişmemişti. Daha çok dökme çayı tercih eden ve çayı geleneksel şekilde demleyerek tüketmeyi tercih eden Türk halkının poşet çaylara olan ilgisi, 1990’lı yıllarda arttı. Bu bakımdan, Nevzat Karpuzcu’nun 1975 yılında başlattığı poşet çay girişimi, Türk çay sektöründe çok önemli bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Başka deyişle Nevzat Karpuzcu, Türkiye’de ilk poşet çayı üreten ve satışa sunan kişi olmanın ötesinde, yeni bir ürün grubunu Türk halkıyla tanıştıran ilk isim olma özelliğine sahip.

Doğadan markasının ve çay sektörünün değişimi, 2000’li yıllarda da devam etti. Nitekim bu yıllar, Türk halkının çay tüketim şeklinin farklılaştığı ve çay sektöründe rekabetin kızıştığı yıllardı. Bu rekabette öne geçmek için yeni ürün tiplerinin geliştirilmesi çok önemliydi. Bu yenilikler içinde örneğin, Türkiye’de ilk çocuk çayları Doğadan markası altında 2001 yılında piyasaya sunuldu. Zaman içinde pek çok ürün çeşidini tüketiciye sunan şirket sağlık, kalite ve lezzeti bir araya getirmeyi başararak sektörde çok önemli bir konuma yerleşti.

2000’li yıllarda Türk halkı artık yalnızca siyah çay tüketmiyor, bitki ve hatta meyve çaylarına da büyük bir ilgi duymaya başlıyordu. Öyle ki, bitki ve meyve çaylarında yıllık büyüme yüzde 30’lara ulaşıyor ve siyah çaydaki büyüme oranını katlayarak aşıyordu. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin oldukça genç ve dinamik bir nüfusa sahip olması ve gençlerin çay tüketim şekillerinin kolayca değişebilmesiydi. Bir diğer nedeni de eski başbakanlardan Tansu Çiller‘in kuşburnu çayına olan ilgisiyle Türkiye’de poşet çaylar içinde özellikle de bitki ve meyve çayı tüketimine talebin artmasıydı. Bu tarihlerde şirket, bir taraftan yerli pazardaki gücünü sağlamlaştırırken, bir taraftan da yurt dışı pazarlara açıldı ve yıllık cirosunun ortalama yüzde 15’ini ihracattan kazanmaya başladı.

Doğadan Markasının Coca Cola’ya Satılması

2007 yılında büyük bir pazar gücüne ulaşan Doğadan, Coca Cola tarafından satın alındı. Bu satışın esas nedeni olarak, şirketin aşırı büyümesi ve meslekten eczacı olan Nevzat Karpuzcu’nun içecek sektöründe değil, ilaç sektöründe büyümek için Nevzat Ecza Deposu, Drogsan İlaçları ve Prestij Ecza Deposu’na yoğunlaşmak istemesi gösteriliyor. Diğer taraftan, kolalı içecekler pazarının yüzde 60, gazlı içecekler pazarının ise yüzde 50’sini elinde bulunduran Coca Cola, bu satın almayla birlikte sıcak içecekler ve bitki çayları pazarına giriş yapmış oldu.

Coca Cola’nın yönetiminde şirket, ürün çeşitliliğini yıllık ortalama 10 yeni ürünle sürekli arttırdı ve satış hacmini katlayarak aştı. O güne kadar çay sektöründe bitki ve meyve çaylarının payı yüzde 10’un altındaydı. Coca Cola, Türkiye’de siyah çayla ilgili ciddi pazar araştırmaları yaptı ve bu alanda Doğadan’ın marka gücüyle yürümek istedi. Böylelikle şirket, o güne kadar uzak durduğu siyah çay pazarına 2008 yılında giriş yaptı. Bir yıl sonra, Earl Grey ürünleri piyasaya sunuldu. 2010 yılında Geleneksel Karadeniz serisi çay tiryakileriyle buluştu. 2011 yılında ise Büyülü Bohça serisi, tüketicilerden büyük ilgi gördü.

Aradan geçen 10 yıllık süre zarfında Doğadan’ın satış hacmi 7, cirosu ise 5 kat arttı. Coca Cola’nın yıllar içinde üretimden satış planlamasına kadar edindiği büyük birikim, şirketin pazar gücünü arttırmasını sağladı. Pazar araştırmalarından ürün geliştirme süreçlerine kadar Doğadan, bu süre zarfında büyük bir değişim gösterdi. Marka mottosu olan “Bir iyilik yap kendine.” sözü ayrıca, doğanın iyiliğini insanlara aktarmada aracılık görevine işaret ediyor.

Ofis dostu Doğadan çayları Ofix’te!

Doğadan markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği ilk 5 Doğadan ürününü de kısaca tanıtmak istiyoruz. Bu arada, küçük bir hatırlatma yapalım. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Doğadan Bardak Poşet Yeşil Çay

Listemizin ilk sırasında, Doğadan bardak poşet çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, yeşil çay keyfini dilediğiniz zaman ve mekanda kolayca yaşamanıza katkı sağlıyor. Yeşil çayın en büyük faydası, güçlü bir antioksidan olması ve hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmesi. Yeşil çay ayrıca, kolesterolü ve kan basıncını düşürüyor, kalp sağlığını korumaya yardımcı oluyor ve metabolizmayı hızlandırıyor. 

Doğadan Gizli Bahçe Demlik Poşet Çay

Listemizin ikinci sırasında, Doğadan Gizli Bahçe demlik poşet çay var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünler, çayı demlemenin yanı sıra temizliğini de hızlı ve kolay hale getiriyor. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu ürünlerle demli çay keyfini doyasıya yaşayabilir, çay temizliği için fazla zaman ayırmaktan kurtulabilirsiniz. 

Doğadan Limon Kabuğu Aromalı Zencefil Poşet Çay

Listemizin üçüncü sırasında, Doğadan limon kabuğu aromalı zencefil poşet çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, midede rahatlama sağlıyor, ağrı ve iltihapları azaltıyor. Ayrıca, kan şekerini düzenlemede de oldukça faydalı. Fakat, günlük tüketim miktarınız 2’yi geçmemeli. 

Doğadan Ihlamur Bardak Poşet Çay

Listemizin dördüncü sırasında, Doğadan ıhlamur bardak poşet çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, özellikle de mevsim geçişlerinde sıkça artan gribal enfeksiyonlar için son derece faydalı. Ihlamur ayrıca, solunum yollarını rahatlatıyor, öksürüğe iyi geliyor, vücut direncini yükseltiyor. 

Doğadan Ayvalı Ihlamur Poşet Çay

Listemizin beşinci sırasında, Doğadan ayvalı ıhlamur poşet çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, değişik bir aromaya sahip. Bu çaylarla bağırsaklarınızda rahatlama sağlayabilir, enfeksiyon risklerine karşı vücut direncinizi yükseltebilirsiniz. 

Ofix’te satışını yapmakta olduğumuz diğer Doğadan ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Backlinkim

    29 Ocak 2021 saat 20:53

    Doğadan ürünleri çok güzel gerçekten de. Bir Türk markasının bu kadar güzel işlere imza atabilmesi oldukça gurur verici.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler