Bizi Takip Edin

Lifestyle

Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Baş ağrıları, özellikle de mevsim geçişlerinde ofis çalışanlarının en sık şikayet ettiği konulardan biri. Hava sıcaklıklarındaki ani değişiklikler ve artan sıvı kaybı stres, ekrana fazla bakmak, gün içinde hareketsiz kalmak gibi sorunlarla birleşince baş ağrılarına yol açabiliyor. Bazı bitki çayları, bu gibi nedenlerle gelişen baş ağrılarına iyi gelmekte. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, baş ağrısına iyi gelen bitki çayları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Başımız neden ağrır?

Baş ağrısının çeşitli nedenleri ve türleri var efendim. Uluslararası Baş Ağrıları Derneği‘nin yaptığı araştırmalara göre bugüne kadar tanımlanabilmiş 165 çeşit baş ağrısı var. Bu ağrılar, 2 temel kategori içinde sınıflandırılmakta; fonksiyonel baş ağrıları ve patolojik baş ağrıları. Bunlardan ilki, patolojik bir hastalık etkeni olmaksızın ortaya çıkan baş ağrılarıdır ve sinirsel, damarsal ya da hormonal etkenler tarafından tetiklenir. Baş ağrıları içinde daha sık görülen bu ağrılar, aynı zamanda da gerilim türü baş ağrıları olarak ifade edilmekte.

Patolojik baş ağrıları ise baş, boyun veya vücudumuzun herhangi bir bölümünde ortaya çıkan hastalıklara bağlı olarak gelişen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar fonksiyonel baş ağrılarına oranla daha az ortaya çıksa da etkileri ve yarattığı sağlık riskleri bakımından çok daha tehlikelidir. Hastanın iş performansının yanı sıra yaşamsal fonksiyonlarını da ciddi anlamda etkileyen bu ağrıların yanında çoğu zaman bulantı, kusma, karıncalanma, konuşma bozukluğu gibi başka şikayetler de görülmekte.

Baş ağrıları içinde en dayanılmaz olanı, şüphesiz ki migren ağrılarıdır. Migrenin nedeni günümüzde tam olarak çözülememiş olsa da genetik faktörler, hormonal değişimler ve çevresel faktörler migrenin en önemli nedenleri arasında sayılmakta. Migren hastaları parlak ışık, sigara dumanı, keskin koku gibi uyarılara karşı aşırı duyarlıdır. Bunlardan birine maruz kaldıklarında şiddetli migren ağrıları yaşayabilirler. Ayrıca rüzgarda veya güneşte fazla kalmak, bilgisayar ekranına fazla bakmak, uykusuzluk ve stres gibi nedenlerle de migren ağrıları ortaya çıkabilir.

Belli bir hastalığa bağlı olarak gelişen patolojik baş ağrılarından farklı olarak sinirsel ve çevresel faktörlere bağlı olarak baş ağrısı yaşamaktaysanız, bazı bitki çayları bu ağrılardan kurtulmanıza yardımcı olabilir. Nitekim, kasların gevşemesini ve kişinin sakinleşmesini sağlayan, ruhsal ve fiziksel rahatlamaya yardımcı olan bitki çayları, bu gibi durumlarda işe yaramakta. Fakat, 1 haftadan uzun süredir ve şiddetli baş ağrıları yaşamaktaysanız, mutlaka hekiminize başvurarak muayene olmalısınız. Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları hakkında burada paylaşacağımız bilgiler, yalnızca koruyucu hekimlik bağlamında olup hiçbir tedavi edici niteliğe sahip değildir.

Papatya Çayı

Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları içinde ilk sırada papatya çayını değerlendirebilirsiniz. Nitekim papatya çayı, baş ağrısı gibi şikayetlere hızlı ve etkili sonuçlar verir. Ülkemizde oldukça sevilen bir bitki çayı olan papatya çayının ağrı kesici ve antiseptik özelliği yüksektir. Ofis çalışanlarının gün içinde maruz kaldıkları yüksek strese bağlı olarak vücutlarında kortizon seviyesi artar. Papatya çayı, içerisindeki etken maddeler sayesinde kasları gevşetir, sinirleri yatıştırır, hazma yardımcı olur. Bununla birlikte, papatya çayını baş ağrınız arttığında değil, başınızın ağrımaya başladığını hissettiğiniz anda içmelisiniz. Ve tabii, hiçbir bitki çayını günde 2 bardaktan fazla tüketmemelisiniz.

Yeşil Çay

Listemizin ikinci sırasında yeşil çay var. İçerdiği yüksek miktarda flavonoid, kateşin ve polifenol nedeniyle yeşil çay hem antioksidandır, hem de vücuttaki antioksidanları aktive ederek serbest radikallere karşı doğal bir koruma kalkanı sağlar. Özellikle de stres, hava kirliliği, sıvı kaybı ya da güneş ışığında fazla kalmak gibi nedenlerle oluşan serbest radikaller, metabolizmamızın sağlıklı bir şekilde işlemesini engeller ve baş ağrılarına yol açar. Enerjisi yüksek serbest radikallerin enerjilerini hücrelere aktarması hücreleri yaşlandırdığı için, bu durumu önleyen yeşil çay ile uzun yaşam arasında doğal bir ilişki var. Yeşil çayı limonla birlikte limonlu yeşil çay şeklinde tüketirseniz etki gücünü arttırabilirsiniz. 

Ihlamur Çayı

Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları içinde üçüncü sırada ıhlamur çayını değerlendirebilirsiniz. Ülkemizde özellikle de mevsim geçişlerinde sıkça tüketilen bitki çaylarından biri olan ıhlamur çayı, kan basıncını dengeler, çarpıntıyı azaltır, sinirleri yatıştırır ve kaygı giderici etkide bulunur. Ihlamur çayını ilk yudumladığınız anda bunları kolayca hissedebilirsiniz. Vücut direncini arttıran ıhlamur çayı, ağır fiziksel hareketlere bağlı olarak gelişen baş ağrılarında daha etkili. Ayrıca mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına karşı iyi geldiği bilinen ıhlamur çayı, ishal gibi vücutta sıvı kaybının artmasına bağlı olarak gelişen baş ağrılarında da etkin çözümler sunmakta. Ihlamuru da yine limonla birlikte tüketirseniz etki gücünü arttırabilirsiniz.

Zencefil Çayı

Listemizin dördüncü sırasında, zencefil çayı var. Vücut direncini yükselten zencefil çayı, özellikle de mevsim geçişlerinde sıkça karşılaşılan üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişen baş ağrıları için çok etkili bir bitki çayıdır. Zencefilde prostaglandin sentezini önleyen etken maddeler, kan damarlarının şişmesine ve damar içindeki basıncın artmasına engel olur, ateşi düşürür ve baş ağrılarının şiddetini azaltır. İltihap ve bakterilere karşı vücudumuzun doğal savunma mekanizmalarını harekete geçiren zencefil çayı ayrıca, mukoza tabakasını onarır, mide bulantısı ve soğuk algınlığına iyi gelir. Aynı zamanda da bir antioksidan olan zencefili tarçınla birlikte tüketirseniz etki gücünü arttırabilirsiniz.

Bu çayların yanı sıra hodan, yaban turbu, pelin otu, kekik ve bergamot çaylarının da baş ağrısına iyi geldiği bilinmekte.

Baş ağrısına iyi gelen bitki çayları Ofix’te!

Online ofis marketiniz Ofix.com, bitki çaylarına uygun fiyat avantajıyla sahip olma fırsatı sunuyor efendim. Papatya çayı için Doğadan papatya bardak poşet çay iyi bir seçim olabilir. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, hızlı ve etkili sonuçlar vermekte. 

Yeşil çay için önerimiz, Doğadan yeşil çay bardak poşet çay. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerdeki limon aroması, yeşil çayın etki gücünü arttırmakta. 

Ihlamur çayı için önerimiz, Doğuş ıhlamur bardak poşet çay. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, AB standartlarına uygun üretim tesislerinde hijyenik koşullar altında paketlenmekte. 

Zencefil çayı içinse önerimiz, Naturali zencefil çayı. Paket ağırlığı 100 gr olan bu ürünlerle zencefil çayını ofisinizde ister kendiniz tüketebilir, isterseniz misafirlerinize ikram edebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler