Bizi Takip Edin

Sağlık

Gece terörü nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Gece terörü hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Uyku bozukluğu hastalıklarından biri olan gece terörü, çocuklarda ve yetişkinlerde uyku sağlığına zarar veren en önemli hastalıklardan biridir. Hemen her yaşta görülebilecek bu hastalık çocuklarda daha sık görülmekte. 6 ay ile 6 yaş arası dönemde çocuklarda gece terörü görülme oranı yüzde 80’in üzerindedir. Uykudan çığlık atarak, korku içinde veya titreyerek uyanmaya sebep olan gece terörü hastalığı, ebeveynlerin konu hakkında yeterli bilgisinin olmaması durumunda çocuğun psikolojik ve fiziksel bakımdan sağlıklı bir gelişim göstermesini engeller. Daha çok solunum yolu hastalıklarıyla ilişkilendirilen gece terörü hastalığı, bazen psikolojik travmaların etkisiyle de ortaya çıkabilir. Özellikle okul öncesi yaş grubunun koronavirüs salgını sırasında yaşadığı korkular çocuklarda gece terörü belirtilerinin tetikleyicisi olabilir. Çocuğunuz bu süreçte kabus görüyor ve uykusundan çığlık atarak uyanıyorsa, gece terörü sorunu yaşıyor olabilir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, gece terörü hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kısaca Gece Terörü

Gece terörü, uyku bozukluğu hastalıklarından biridir. Uykuya daldıktan sonra 1-2 saat içinde çığlık atarak, korku içinde veya titreyerek uyanma durumuna tıp literatüründe gece terörü denir. Bu hastalık kimi zaman uyku terörü şeklinde de ifade edilebilir. Gece terörü daha çok çocuklarda görülse de yetişkinlerde de görülebilir. Uyku terörü konusunda yapılan araştırmalara göre çocuklarda görülme sıklığı yüzde 40 düzeyindedir. Uyku bozuklukları içinde en dramatik sorunlardan biri olan gece terörü hastalığı, kimi zaman uyurgezerlik gibi başka uyku bozukluklarıyla birlikte de gelişebilir. Uyurgezerlikten farklı olarak uyku terörü sırasında kişi uyanık haldedir ve yaşadığı yoğun korku ya da paniğin farkındadır. Gece terörünün etkisi birkaç saniye sürebileceği gibi, birkaç dakika devam edebilir. Bazı çocuklarda gece terörü hastalığı ailenin olumlu telkinleriyle kendiliğinden geçebileceği gibi, bazı çocuklarda bu hastalık gençlik yıllarına kadar devam edebilir. Tedavi edilmediğinde ise kronik hale gelerek ömür boyu devam edebilir. 

Uykudan çığlık atarak uyanmak ile kendisini belli eden gece terörü hastalığı, çocuklarda ve yetişkinlerde uyku düzenini ve kalitesini ciddi ölçüde bozar. Bu hastalık daha çok uykuya daldıktan sonra 1-2 saat içinde ortaya çıksa da uykunun farklı aşamalarında da görülebilir. Uykuya dalma aşaması, gece terörünün belirtileri için bir başlangıç noktasıdır. Bu süreçte kişi olağan dışı algılar, duygular veya hayallerle karşılaşır ve bir anda sıçrayarak uyanır. Çocuklarda gece terörünün belirtileri güçlü bir şekilde gözlemlenebilir. Bebeklerde ortaya çıkan uyku terörü hastalığı ise ilk belirtilerini 5-6 aylık dönemde vermeye başlar. Bu nedenle gece terörü hastalığı için bebeklerde gece terörü veya bebeklerde uyku terörü ifadeleri de kullanılabilir. 6 ay ile 6 yaş arası dönemde çocuklarda gece terörü görülme oranı yüzde 80’in üzerindedir. Bu yaş aralığında bulunan tüm çocuklar en az bir kez gece terörü belirtileri verebilir. Çocuklara veya yetişkinlere gece terörü hastalığı tanısı konulabilmesi için belirtilerin klinik ortamda incelenmesi gerekir. 

Gece terörü nedenleri nelerdir?

Gece terörü nedenleri konusunda maalesef elimizde kesin bilgiler bulunmamakta. Gece terörüyle ilgili yapılan bilimsel incelemelerde, olası nedenler hakkında farklı sonuçlara ulaşıldı. Bunlardan biri solunum sorunlarıdır. Gece terörünün nedenleri içinde solunum sorunlarının etkisinin büyük olduğu düşünülmekte. Bu yönüyle gece terörü hastalığı ile uyku apnesi arasında bir bağlantı olabileceği tahmin ediliyor. Uyku apnesi olan kişilerde üst solunum yollarının açıklığını sağlayan kaslar gevşediği için hava yolu tıkanır. Buna bağlı olarak solunum 10 saniye kadar durabilir. Solunum durduğu için vücuttaki oksijen miktarı, normal değerinin yüzde 20’sine kadar düşebilir. Kandaki karbondioksit miktarının artması sonucu beyne giden uyarılar, solunumun devam etmesi için kişinin uyanmasını sağlamak üzere beynin korku merkezlerini uyarabilir. Gece teröründe kişinin uykusundan sıçrayarak uyanmasının nedeni solunum yollarıyla ilgili bir sorunsa, bu kişide uyku apnesi şikayeti de büyük bir olasılıkla vardır. Bu şikayetle küçük yaşlarda karşılaşmayan çocuklar, ileride farklı etkenlerin ortaya çıkmasıyla birlikte gece terörü ve uyku apnesi şikayetini birlikte yaşayabilirler. 

Solunum sorunlarının yanı sıra farklı sağlık sorunları da gece terörünün nedenleri arasında yer alabilir. Kişinin yaşadığı depresyon, anksiyete ve stres, uyku bozukluklarının görülme ihtimalini arttırabilir. Bipolar bozukluk yaşayan kişilerde gece uyku terörü görülme ihtimali yüksektir. Kişinin yaptığı herhangi bir seyahat nedeniyle uyku düzeninin bozulması da gece terörünün belirtileri için bir tetikleyici olabilir. Kişinin geçirdiği herhangi bir ameliyat sırasında uygulanan anestezinin yan etkisi olarak gece terörünün belirtileri gelişebilir. Antidepresan ve uyarıcı kullanan, alkol ve sigara tüketen kişiler, uyku bozukluklarına daha sık yakalanır. Sinir sistemiyle ilgili bazı sorunlar da yine gece terörü sebepleri içinde değerlendirilebilir. Örneğin huzursuz bacak sendromu yaşayan kişiler yetişkinlerde uyku terörü konusunda daha dezavantajlı bir konumdadır. Psikolojik travmalar da bu bağlamda önemli bir etkendir. Uyku terörü bebek sağlığı için de bazı şeylerin yolunda gitmediğine işaret eder. Bebeğin geçirdiği ateşli hastalıklar ve solunum yollarında meydana gelen hasarlar, bebeklerde uyku terörü belirtileri için tetikleyici olabilir. 

Gece terörü kaç yaşında olur?

Gece terörü çocuklarda ve yetişkinlerde farklı yaşlarda görülebilir. Bebeklerde gece terörü söz konusu olduğunda ilk belirtiler genellikle 6. ayın sonunda görülmeye başlar. Bununla birlikte, 6 ay ile 18 ay arası dönemde bebeklerde gece terörünün teşhis edilebilmesi oldukça güçtür. Gece terörü hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynler, bebeğin uykusundan sıçrayarak uyanmasını olağan bir durum gibi karşılayabilir. Gece uykudan bağırarak uyanmak da yine ebeveynlerin dikkatini yeterince çekmemiş olabilir. Bunun için nöroloji polikliniğine başvurmayı ihmal edebilirler. Ancak 18. aydan itibaren gece terörünün belirtileri çocuk ve ebeveynler için daha dayanılmaz hale gelebilir. Bebeklerde uyku terörü belirtileri çoğu zaman başka nedenlerle ilişkilendirilse de 2 yaş uyku terörü konusunda farkındalıklar çok daha yüksektir. Ailede eğer uykuda gece terörünü yaşayan bir birey varsa, bebekte gece terörü belirtilerinin görülme ihtimali ve şiddeti daha yüksek olabilir. 18. ay ile 2 yaş arasında gece terörü belirtisi vermeyen çocuklarda 3 yaş gece terörü görülebilir. 

Çocuklarda gece terörü hastalığı, genellikle ergenlikle birlikte azalma eğilimi gösterir. Ergenlik çağı ve sonrasında gece terörü hastalığı yaşayanların büyük bir bölümünde ilk belirtiler 18. ay ile 2 yaş arası dönemde ortaya çıkar. Fakat belirtiler eğer seyrek olarak ortaya çıkıyorsa ve çocuk bundan rahatsız olmuyorsa, ailenin bu durumu fark etmesi mümkün olmayabilir. Çocuklarda gece teröründe erkek çocuklar ile kız çocuklar arasında önemli birtakım farklılıklar vardır. Erkek çocuklara oranla kız çocuklar gece teröründe daha dezavantajlıdır. Bu sorunu daha sık ve şiddetli yaşayabilirler. Erkek çocuklar uyandıklarında belirtileri kolayca unuturken, kız çocuklar hatırlamayı sürdürebilir. Uykuda gece terörü yaşayan kız çocuklar, uyandıklarında büyük bir korkuyla titremeyi sürdürebilirler. Ebeveynlerin çocuklarda gece terörünün belirtilerine yaklaşımları da farklı olabilir. Erkek çocuklarda gece terörü belirtileri çoğu zaman önemsiz karşılanırken, kız çocuklarda gece terörünün belirtilerine karşı farkındalıklar daha yüksektir. Çocukluk döneminde tedavi edilmeyen gece terörü şikayetleri, başka unsurların etkisiyle hemen her yaşta görülebilir. 

Gece terörü ile kabus arasındaki ilişki nedir?

Gece terörüyle yakından ilgili kavramlardan biri de kabustur. Aslında gece terörü ile kabus iki farklı olgudur ve etkileri birbirinden farklıdır. Kabus en temelde, kişinin uyurken gördüğü ve ona rahatsızlık veren kötü bir rüyadır. Uyandıktan sonra kişi, gördüklerinin kabus olduğunu anlar ve sakinleşir. Gece teröründe ise uyku sırasında oluşan kaygı ve korku veren durumlar, uyandıktan sonra da etkisini hissettirir. Çocuklarda gece terörüne bağlı oluşan kabusların etkisi, diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Gece teröründen dolayı çocuklarda uyumak istememe, uykudan kaçınma gibi davranış bozuklukları görülebilir. Bu yönüyle çocuklarda gece terörü için uyku korkusu veya gece korkusu ifadeleri de kullanılabilir. Çocuğun kabus görmesine yol açan unsurlar dışsal bir nedenden kaynaklanıyorsa, gördüğü kabusun etkisinden kurtulması daha kolaydır. Gece terörüne bağlı olarak gördüğü kabusların etkisi ise uzun süre devam edebilir. Kabus gören çocuğu uyandırmak faydalı sonuç verirken, gece terörü sırasında çocuğu uyandırmak aynı sonucu vermeyebilir. 

Gece terörü hastalığı nasıl tedavi edilir?

Gece terörünün tedavi edilebilmesi için öncelikle tanının konulması gerekir. Bu tanının konulabilmesi için hastanın bir nöroloji polikliniğine veya uyku bozuklukları merkezine başvurması gerekir. Hastalığın teşhis edilmesi bazı durumlarda çok güç olabilir. Bunun için hastanın yeterince gözlem altında tutulması gerekir. Uyku laboratuvarında vücuda yerleştirilen sensörler sayesinde hastada gece terörünün olduğu tespit edilmişse, tedavi için gerekli adımlar atılır. Ancak bu hastalığın kesin bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Hastalığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla birlikte uyku sağlığı konusunda daha iyi bir noktaya gelmesi sağlanır. Hastalık eğer solunum yollarıyla ilgili bir sorundan kaynaklanıyorsa, tedavi için göğüs hastalıkları birimine yönlendirme sağlanır. Psikolojik kökenli nedenlerden kaynaklanıyorsa, hastaya psikolojik destek sağlanır. Bazı durumlarda farklı tedavi süreçleri bir arada uygulanabilir. Hastada eğer aynı zamanda uyku apnesi varsa, solunum cihazı kullanması da gerekebilir. Ayrıca uyku kalitesini yükselten sağlıklı beslenme, egzersiz yapma, ortamda elektronik araç bulundurmama gibi konular da tedavi sürecini olumlu etkiler. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beslenme & Spor

Fit Olmak Yeni Statü Kartı mı? Modern Dünyada Bedenin Değişen Anlamı

Yayınlandı

tarihinde

Bir dönem statü; arabanın markasıydı, saatin modeliyle ölçülürdü. Kartvizit kalınlığı, ofis katı, hatta masa büyüklüğü bile semboldü.

Şimdi ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor.
Yeni statü göstergesi… beden olabilir mi?

Son yıllarda “fitlik” yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıktı. Kaslı bir vücut artık sadece aynaya değil, algıya da hitap ediyor. Peki bu değişimin arkasında ne var?


1. Görünümden Mesaja: Fitlik Ne Anlatıyor?

Fit bir beden artık yalnızca fiziksel formu temsil etmiyor.
Şu mesajları da taşıyor:

  • “Ertelemiyorum.”
  • “Disiplinliyim.”
  • “Süreklilik gösterebiliyorum.”
  • “Kendime yatırım yapıyorum.”

Lüks bir çantayı satın alabilirsiniz.
Ama düzenli spor alışkanlığını satın alamazsınız.

İşte tam da bu yüzden fitlik, görünmeyen bir emeğin görünür sonucu olarak algılanıyor. Modern dünyada herkes yoğun, herkes stresli, herkes “çok meşgul.” Böyle bir düzende spor yapabilmek, zamanı yönetebilmek başlı başına bir prestij unsuru haline geliyor.


2. Bilim Neden Fitliği Destekliyor?

Konunun yalnızca sosyal algı tarafı yok. Bilim de devrede.

Son yıllarda “longevity” yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmaları, kas kütlesinin sadece estetik değil metabolik bir kalkan olduğunu gösteriyor. Kas dokusu; insülin direncinden kemik sağlığına, enerji seviyesinden yaşlanma hızına kadar birçok faktörü etkiliyor.

Fitness sektörü 2025 itibarıyla global ölçekte rekor büyüme gösteriyor. Spor salonları, online antrenman platformları, giyilebilir teknoloji cihazları… Hepsi tek bir şeyi söylüyor:

Spor artık hobi değil, strateji.


3. Beyaz Yakalı Dünyasında Fitlik

Özellikle kurumsal dünyada beden dili çok şey anlatır.
Dik bir duruş, enerjik bir görünüm, dinamik bir ifade…

Bunların tamamı bilinçaltında “kontrollü”, “istikrarlı”, “kendine özen gösteren” profil algısı yaratır. İş dünyasında güven ve disiplin kavramları oldukça değerlidir. Fitlik bu algıyı destekleyen sembollerden biri haline gelmiş durumda.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Fit olmak sağlıklı bir yaşam tercihi mi,
yoksa performans kültürünün yeni baskısı mı?


4. Madalyonun Diğer Yüzü: Zaman ve İmkan

Fit görünmek bir erdem gibi konuşulsa da herkes için eşit koşullarda mümkün değil.

Kaliteli beslenme, iyi bir spor programı, zaman ayırabilme, hatta spor salonu üyelikleri… Bunların hepsi birer kaynak gerektiriyor. Modern dünyada zaman en kıt kaynakken, düzenli spor yapabilmek ciddi bir planlama ve önceliklendirme istiyor.

Bu nedenle fitlik bir yandan sağlığın sembolüyken, bir yandan da modern çağın yeni “lüks tüketim alanı”na dönüşüyor.

Herkes isteyebilir.
Ama herkes sürdüremez.


5. Statü mü, Sağlık mı?

Asıl soru burada başlıyor.

Spor yapıyoruz çünkü daha iyi görünmek istiyoruz.
Ama devam ediyoruz çünkü daha iyi hissetmek istiyoruz.

Belki başlangıç motivasyonu estetik olabilir.
Fakat sürdürülebilirlik genellikle sağlıkla bağlantılıdır.

Modern dünyada stres, masa başı yaşam ve dijital bağımlılık arttıkça hareket etmek bir seçenek değil, ihtiyaç haline geliyor.

Fitlik gerçekten yeni statü kartı mı?

Belki evet.
Ama daha önemlisi şu:

Sağlık, her dönemin en güçlü sermayesi.

Bazı yatırımlar bankada büyür.
Bazıları ise bedende.

Ve ikinci tür yatırımın getirisi, çoğu zaman daha uzun vadeli olur.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Temizlik işlerimiz sırasında en fazla kullandığımız ürünlerden biri şüphesiz ki çamaşır suyudur. Güçlü formülü sayesinde çamaşır suları yüzey temizliğinde etkin sonuçlar veriyor. İster evlerde olsun, isterse ev dışı ortamlarda çamaşır suları sayesinde temizlik ve hijyen kalitemiz yükseliyor. Fakat bununla birlikte çamaşır suları sağlık açısından bazı riskler taşıyor. Nitekim çamaşır suyunun koklanması, hatta içilmesi maalesef ülkemizde çamaşır suyu zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında. Çamaşır suyuna temas da zehirlenme belirtilerine yol açıyor. Çamaşır suları hakkında bazı yorumlar bu ürünlere ilgiyi arttırırken zehirlenme risklerinin de artmasına neden oluyor. Öyle ki, pandeminin en yoğun şekilde devam ettiği günlerde acil servislere çamaşır suyu zehirlenmesi başvurularında artış gerçekleşti. Peki çamaşır suyu zehirlenmesi nedir, belirtileri nelerdir? Bunları önlemek için neler yapmamız gerekir? Çamaşır suyu zehirlenmesiyle karşılaştığımızda neler yapmalıyız? Bunun tedavisi var mı? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çamaşır suyu zehirlenmesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Fazla Demli Çay İçmemeniz İçin 11 Neden

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili çay tiryakileri! Gözünü açar açmaz çaya saldıran, çay içmeden kendime gelemem diyen sevgili okurlarım, merhaba! Çay benim kırmızı çizgimdir, günde en az 3 bardak içerim diyen sevgili okurlarım, size de merhaba! Son zamlardan sonra evde çay tüketimini sınırlandıran, ofiste bedava bulduğu çayı bardak bardak içen sevgili okurlarım, size de merhaba! Yemeğin ardından çay içmeyi alışkanlık haline getiren, sohbet bahane çay şahane diyen, iyi bir çayın kokusunu metrelerce uzaktan alan sevgili okurlarım, size de merhaba! Evde çalıştığı için ofisteki çay molalarını özleyen, çayını kendi başına demlemek zorunda kalan sevgili beyaz yakalılar, hepinize merhaba! Bu haftaki blogumda sizleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Çayı çok seven ve bolca tüketen herkesin bu blogu sonuna kadar okumasını tavsiye ederim. Özellikle fazla demli çay tüketenler bu blogu mutlaka dikkatle okumalı. Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden paylaşımımla çay tüketiminizi daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler