Bizi Takip Edin

Lifestyle

Mükemmel Eküri: Yeşil Çay ve Limon

Yayınlandı

tarihinde

Limonlu yeşil çayın faydaları hakkında önemli bilgiler Ofix Blog'da...

Aroması ve lezzetiyle ülkemizde oldukça sevilen yeşil çay, Antik dönemden bu yana pek çok insanı kendisine hayran bırakmış sayılı bitki çaylarından biridir efendim. Öyle ki, hangi hastalıklara iyi geldiği, hangilerinden korunma sağladığı ya da ömrü uzatıp uzatmadığı gibi konularda bugüne kadar pek çok araştırma yapılmış. Bu araştırmaların hemen hepsi, yeşil çayın limonla birlikte tüketilmesi durumunda daha etkili olduğunu belirtiyor. Çünkü yeşil çaydaki flavonoid, kateşin, polifenol gibi maddeler limondaki C vitamini, sitrik asit, kalsiyum, bakır, magnezyum gibi maddelerle birleştiğinde çok daha etkili hale geliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, limonlu yeşil çayın faydaları hakkında bazı önemli noktaların altını çizeceğiz.

Limonlu yeşil çayın faydaları nelerdir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, başta yeşil çay olmak üzere hiçbir bitki çayı her derde deva mucizevi bir iksir değildir efendim. Ülkemizde bitki çaylarına yönelik ilgi, son yıllarda poşet çayların yaygınlık kazanması ve karışık bitki ve meyve çaylarının ortaya çıkmasıyla hızlı bir yükseliş ivmesi yakaladı. Ne var ki, bitki çaylarının hastalıklar karşısında koruyucu ve önleyici bir yöntem olarak değerlendirilmesinin ötesinde, tedavi amaçlı kullanıldığına sıkça tanık oluyoruz. Oysa bitki çaylarının hiçbir tedavi edici yönünün bulunmadığını, ancak ikincil bir yöntem olarak metabolizmaya bazı olumlu etkilerinin olduğunu unutmamalıyız.

Bu bakımdan, limonlu yeşil çayın faydaları hakkında burada paylaşacağımız bilgilerin hiçbir tedavi edici niteliğinin bulunmadığını özellikle belirtelim. Nitekim, metabolizmamız bir bütündür ve sağlıklı yaşam konusunda pek çok şeye ihtiyaç duyar. Yalnızca limonlu yeşil çay tüketerek hiçbir sorunun üstesinden gelemeyiz. Fakat sağlıklı beslenir, hareketli bir yaşam tarzı benimser, stres ve diğer kötü koşullardan olabildiğince uzak kalırsak, bitki çaylarıyla sağlığımızı koruyup yaşam kalitemizi yükseltebiliriz. Limonlu yeşil çayın faydaları hakkında biz bu yazımızda kısaca şu noktaların altını çizeceğiz.

Kansere karşı korur.

İçerdiği yüksek miktarda flavonoid, kateşin ve polifenol nedeniyle yeşil çay hem antioksidandır, hem de vücuttaki antioksidanları aktive etmek gibi bir özelliğe sahiptir. Serbest radikallere karşı doğal bir koruma kalkanı oluşturan yeşil çay, limonla birleştiğinde daha güçlü bir antioksidan haline geliyor. Öyle ki, yeşil çayla ilgili yapılan araştırmalara göre limonlu yeşil çayın antioksidan seviyesi sade yeşil çaya oranla 7 kat artmakta. Son yıllarda kanser vakıalarındaki artışı dikkate alarak, limonlu yeşil çayın faydaları konusunda ilk sıraya kansere karşı koruyucu etkisini koyuyoruz.

Günlük düzenli olarak tüketilen limonlu yeşil çay kanser hücrelerinin oluşmasını engellediği gibi, kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemeye de katkı sağlıyor. Özellikle de stres, hava kirliliği, sıvı kaybı ya da güneş ışığında fazla kalmak gibi nedenlerden dolayı oluşan serbest radikaller, beyaz yakalılar arasında sıkça görülen hızlı yaşlanma vakıalarının da en önemli nedenleri arasında. Enerjisi yüksek serbest radikallerin enerjilerini hücrelere aktarmasını önleyen limonlu yeşil çay, genel sağlık durumumuzun olumlu seyretmesine önemli bir katkı sağlıyor.

Sindirime yardımcı olur.

Yeşil çayın içinde bol miktarda kateşin, potasyum, bakır, florin, B kompleks vitaminleri ve organik asitler bulunmakta. Sindirime yardımcı olan bu maddeler içinde özellikle de kateşinin etki düzeyi limonla birleştiğinde, 10 kattan fazla artıyor. Ofiste öğle yemeğini fazla kaçırıp sindirim sisteminizde hazımsızlık hissettiğinizde, limonlu yeşil çay tüketerek midenizi rahatlatabilirsiniz. Bununla birlikte, hiçbir bitki çayını günde 2 bardaktan fazla tüketmemeniz gerektiğini de hatırlatalım.

Kalp sağlığını güçlendirir.

Son yıllarda özellikle de beyaz yakalılar arasında kalp damar hastalıklarının oranı hızla artıyor. Beslenme alışkanlıklarıyla ilgili yapılan araştırmalara göre, beyaz yakalılar arasında öğün atlama oldukça yaygın. Güne kahvaltı yapmadan başlayan, yüksek ve hatta toksik kalorili gıdalarla beslenen, gün içinde fazla çay, kahve, şeker ve meyve suyu tüketen beyaz yakalılarda kalp sağlığı hızla bozuluyor. Oysa limonlu yeşil çay, kötü kolesterolle mücadeleye yardımcı oluyor ve trigliserid düzeyinin düşmesine katkı sağlıyor. Limonlu yeşil çayın artan antioksidan gücü, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.

Kilo vermeyi kolaylaştırır.

Mevsim geçişlerinde ve yaz aylarında fazla kilolara dair farkındalıklarımız artmakta. Fakat fazla kilolar, estetik bir sorun olmaktan çok, genel bir sağlık sorunudur ve tüm yaşamı olumsuz etkiler. İlk olarak karaciğer yağlanmasıyla başlayan kilo alma süreci, devamında göbekte ve kalçada yağlanmadan insülin direnci ve diyabet ile çeşitli kanser türleri ve kalp damar hastalıklarına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabilmekte. Oysa yeşil çay, iyi bir iştah kesicidir ve vücutta yağ yakımını hızlandıran limonla birlikte tüketildiğinde, gün içinde enerjinizin düştüğü anlarda tekrar yükselmesini sağlar. 

Yeşil çayda bulunan polifenol, antioksidan özelliğinin yanı sıra yağ yakımını hızlandırmak gibi önemli bir etkiye sahip. Limonla birleştiğinde polifenolün yağ yakımı konusunda 3 kat daha etkili hale geldiğini gösteren çeşitli araştırmalar mevcut. Eğer kronik bir hastalığınız yoksa, spora başlamadan önce bir bardak limonlu yeşil çay tüketerek yağ yakım sürecinizi hızlandırabilirsiniz. Fakat elbette, yalnızca limonlu yeşil çay tüketerek kilo vermenizin mümkün olmadığını hatırlatalım. Toksik kalorileri hayatınızdan çıkartıp günlük aldığınız kalori miktarını azaltıp düzenli egzersizler yaparsanız, limonlu yeşil çay zayıflama sürecinize olumlu bir katkı yapacaktır.

Hücre ve dokuların onarılmasına katkı sağlar.

Vücudumuzdaki hücre ve dokular, başta sağlıksız beslenme olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı zarar görüyor. Günlük düzenli olarak tüketilen limonlu yeşil çay kan, kemik, kıkırdak ve deri hücreleri ile çeşitli dokuların onarımına önemli bir katkı sağlamakta. Hücre ve dokuların onarılması için vücudun ihtiyaç duyduğu mineraller bakımından zengin bir kaynak olan limonlu yeşil çay, demir emilimini arttırıyor ve yaraların iyileşme sürecini hızlandırıyor.

Cilt sağlığına iyi gelir.

Limonlu yeşil çayın faydaları arasında bir diğer önemli konu da cilt sağlığı. Nitekim limonlu yeşil çay, cildimizde biriken toksinleri uzaklaştırmak, yara ve lekeleri gidermek, sivilceleri önlemek, cilt yüzeyinde kan akışını arttırıp cildin doğal güzelliğini ortaya çıkartmak gibi etkilere de sahip. İçeriğindeki C ve E vitaminlerinin yanı sıra pantenol sayesinde ayrıca, saç bakımı için de oldukça faydalı.

Editörün Tavsiyesi: Doğadan Limon Aromalı Bardak Poşet Yeşil Çay

Poşet çaylar, özellikle de bitki çayları söz konusu olduğunda temel tüketim şeklimiz haline geldi. Dökme çaylardan farklı olarak poşet çaylar, sunduğu hızlı ve pratik çözümler sayesinde iş yükümüzü azaltıyor, çayı tüketmemizi kolaylaştırıyor. Limonlu yeşil çay için Doğadan limon aromalı bardak poşet çay iyi bir seçim olabilir. Türkiye’nin ilk poşet çay markası olan Doğadan, 40 yıldan uzun bir süredir siyah çay ile bitki ve meyve çayı tüketimimize olumlu bir katkı sağlıyor. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerle ofisinizde hızlı ve kolay bir şekilde lezzetli bir limonlu yeşil çay keyfi yaşayabilirsiniz. 

Ofix’te satışı devam eden tüm bitki çayı çeşitlerimizi satış sitemizde inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
6 Yorum

1 Yorum

  1. Gezginin Kalemi

    11 Haziran 2019 saat 20:29

    Bilgi için teşekkürler.

  2. çay makinesi

    3 Eylül 2019 saat 21:20

    güzel paylaşım için ve bilgiler için teşekkürler..

  3. serhan

    27 Haziran 2020 saat 15:25

    tek favorim ..teşekkurler

  4. çay makinesi

    6 Ağustos 2020 saat 15:13

    güzel paylaşım teşekkürler

  5. Karton bardak ve yeşil çay

    3 Kasım 2020 saat 14:25

    Yeşil çay ve karton bardak tam soğuk günlerin vazgeçilmezi favori takımım..

  6. Roobios çay

    10 Haziran 2021 saat 10:20

    Bende sizi roobios çay ile tanıştırayım. Yeşil çaya göre 10 kat daha değerli içerikleri ile aynı zamanda reishi ganoderma mantarı ile karıştırılmış şekilde ikram edilmektedir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler